Kendi yaşam biçimini idealize edip bu şekilde yaşamayan kimselerin "hayatını boşa yaşadığı" görüşünü her sayfada okuyoruz. Yazarın natüralist olduğunu zaten biliyordum, daha önce üç kitabını okumuştum. Ancak okuduğum diğer kitaplarına nazaran; doğa betimlemeleri ve insanı rahatlatan satırlar görmektense sürekli ahlak satması, kendi norm haline getirdiği yaşayışının penceresinden diğer insanların kıyafet alışverişi bile yapıyor olmalarını eleştirmesi beni sinirlendirdi. Lüks hayat peşinde koşmanın, bir ev sahibi olabilmek için hayat boyu borçlu olmanın eleştirilerini yapıyor bunu anlıyoruz okurken. Ancak bunu o kadar sinir bozucu ve sürekli aynı şeyi tekrar eden bir dille yapıyor ki "en doğru ben yaşıyorum, benim gibi mütevazı hayat yaşamayan herkes hayatı boşuna yaşıyor" mesajı alıyoruz resmen.
Buradan da yazarın sığ görüşlü bir kimse olduğuna kanaat getirdim muhtemelen başka bir kitabını okumayacağım.
Ayrıca kendisi vergi kaçakçısı, yoksul. Bu hayatı kendi tercih ettiği için yaşadığını düşünmüyorum. Yani imkanı olsa eminim daha lüks bir yaşam kendisi de isterdi. Kedi ciğer hesabı.