Menhir

Paramparça edilmemiş, fırtınalara göğüs germemiş, tel tel dağılma­mış, büyük dikişler ve çirkin yara izleriyle, pek nahoş bir halde kendini tekrar bir araya getirmemiş insanlara tahammülüm yok. Ancak böyle olurlarsa bir parıltı görürüm. Ama dışı pırıl pırıl olan şu tipler, şu kıç sallayanlar, doğrusu onlardan hiç hoşlanmam. Hem de hiç.
Andrea Dworkin·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Onu kuşatan şeyi, dışında olan şeyi izliyor, tanıyor, dinliyor ve aynı zamanda algıladığı şe­yi içinde ölçüp tartıyor, durmadan düzenliyor, doğuştan gelen beş duyunun ötesinde bir duyu bulmaya çalışıyor. Gördüğü şeyde bul­duğu bu duyu, her ne kadar kırılgan ve belirsiz olsa da yegane ger­çek mülkü."
Hepimiz bilinmeyi istemez miyiz, sırtlarımız, bacaklarımız, kalça­larımız, omuzlarımız, dirseklerimiz, saçlarımızla bilinmeyi? Psiko­lojik olarak tanınmayı değil, sosyal olarak alkışlanmayı, övülmeyi değil, sadece tüm çıplaklığımızla bilinmeyi. Bir çocuğun annesi ta­rafından bilindiği gibi.
Görme yetisini kaybeden bir hayvandan daha üzücü (trajik değil, üzücü) pek az şey biliyorum. İnsanlar­dan farklı olarak, hayvanlara dünyayı tarif etmelerine yarayacak bir dil kalmaz. Tanıdık bir arazideyse, kör hayvan burnuyla yolunu bulabilir. Ama artık varolan elinden alınmıştır ve bu yoksunlaşmayla birlikte yok olmaya başlar, artık yalnızca uyuklar, belki de bir zamanlar varolan bir rüyayı arıyordur.
İnsanlar kendi varoluşlarına ve acılarına, eskiden hiç olmadığı ka­dar, tek başlarına, zamanın ve evrenin uçsuz bucak­sız arenasında bir yer bulmaya çalışıyorlar.