Herkese merhaba. İlk bölümü okurken hemcinslerim kitabı duvara çarpmak isteyebilirler, bende de aynı his ortaya çıktı. Yazar ilk bölümü kadınların, erkeklerden aşağı gördüğü özelliklerini anlatmaya ayırmış fakat yazılanlara göre kadınların erkeklere denk düşebilecek hiçbir yanı yoktur.
"Kadın doğası gereği her zaman itaat etmelidir. Kocası, erkek kardeşi, babası gibi kimselerin boyunduruğu altında olmalıdır. Miras vs. gibi durumlarda kadının söz hakkı olamaz. Çünkü kocası yaşarken, kocasının bin bir zorlukla kazandığı paraları, kocasının ölümünden sonra aşığıyla çar-çur edebilir. Kadın şiir,müzik gibi sanat dallarından da anlamaz. Zihinsel faaliyetleri yerine getiremez. En mükemmel tiyatro gösterilerinde bile kendini gevezelik etmekten alamaz."
İkinci bölüme geçtiğimizde yazarın dili hafifliyor. Kadın ve erkeği denk görerek cinsellik üzerinden aşkı açıklamaya çalışmış. Kimsenin aşkın gerçekliğinden şüphe duymadığını da belirtir. Bu bölümde yazar aşkın sadece cinsellikten kaynaklanan, türün devamını sağlamak için gerçekleştirilen bir eylem olduğunu da anlatır. Bir araya gelmekte engelleri olan sevgililerin yaşamlarını feda etmelerinin anlamsızlığından da bahseder.
Birçok eserden alıntılama yapılmıştır. Benim en çok hoşuma giden ise "Aşk bir dış etkenin tetiklemesiyle ortaya çıkan dış ürpermedir."