Yine de, buraya yazacağım ilk cümle, dedim, yazı masasına gidip "Kadınlar ve Kurmaca" başlıklı sayfayı alarak, yazarın, cinsiyetini düşünmesinin ölümcül olacağıdır. Basit ve katıksız bir şekilde erkek ya da kadın olmak ölümcüldür; insan erkeksi-kadın ya da kadınsı-erkek olmalıdır. Bir kadının en ufak bir şekilde yakınması, haklı da olsa herhangi bir davayı savunması, herhangi bir şekilde kadın olduğunun bilinciyle konuşması ölümcüldür. Ölümcül kelimesini lafın gelişi kullanmıyorum; bu bilinçli önyargıyla yazılan her şey ölüme mahkumdur. Beslenmez hale gelir. Bir iki gün harikulade ve etkileyici, güçlü ve usta işi gözükse de alacakaranlıkta solacaktır; başkalarının zihinlerinde büyüyemez. Yaratma sanatının icra edilebilmesi için önce zihinde kadın ile erkek arasında işbirliği yapılması gerekir. Zıtların evliliğinin gerçekleşmesi gerekir. Yazarın tecrübesini kusursuz bir bütünlükle ilettiğini hissedebilmemiz için zihnin tamamının ardına kadar açık olması gerekir. Özgürlük olması gerekir, huzur olması gerekir. Hiçbir çark gıcırdamamalı, hiçbir ışık göz kamaştırmamalıdır. Perdelerin sımsıkı kapalı olması gerekir.