Bir özür, kendi hayatımda bir misafir gibi hissettiğim yılları silemez. Ama onun dürüstlüğü içimde ham bir şeye, sıkı sıkıya sarılmış ve uzun zamandır gömülü olan bir şeye ulaşıyor. Belki
de affetmek büyük bir jest değildir. Belki de sadece başka bir tür sevgidir — her şey yıkıldıktan sonra geriye kalan sessiz türden bir sevgi.
"Gitmem gerek.”
Gitmem gerek...
İşte bu kadardı, Tek bir cümleye sığıyordu her şey. Ama kalbe sığmıyordu bir türlü. Ne kadar alıştım, desem de bu ani gidişlere hiçbir zaman alışamayacaktım. Asker seviyordum ben. Parfümden çok barut kokan, elleri nasırlı, üniforması şanlı, beresi kan kırmızısı olan bir adama âşıktım. Vatanı korumak kolay değildi. Fedakârlık yapmak ve büyük bedeller ödemek gerekirdi. Onu sevmek de öyleydi. Kolay değildi. Fedakârlık gerekliydi. Ayrılık gibi büyük bedeller ödemek gerekirdi. Asker yâreni olmak böyle bir şeydi. Gurur, buruk bir hüzün ve ayrılık her an bizimleydi.