Oracıkta, o ofiste, hayatımın gerçeklerini kimsenin bilmediğini fark edince, dünyaya dair düşüncelerim sarsıldı.
Sanki engebeli bir yolda araba kullanırken direksiyon hakimiyetini kaybetmek, yoldan -birazcık- çıkmak gibi. Tekerlekler biraz toz kaldırır ama toparlarsın. Ama direksiyonu ne kadar sıkı tutarsan tut, arabayı ne kadar düz sürmeye çalışırsan çalış, bir şey seni kenara itmeye devam eder. Artık olaylar üzerindeki kontrolün azalmıştır. Ve bir noktada, bu uğraş çok fazla -çok yorucu- gelir ve iplerin ucunu bırakmayı düşünürsün. Trajediye... Ya da her ne olacaksa... Onun olmasına izin verirsin.