Insan ruhu, Tanrı'nınki hariç dünyayla bağlantılı enerjiler arasında, en güçlü olanıdır. Insanın ruhu, Mu diyarında, Batı topraklarında beden bulmuştu. Insan bedeni son uykusuna yattığında ve vücudu çürüdüğünde ruhu, bedenle beraber ölmez; bunun yerine-eskilerin inancına göre- yeniden doğusunu beklemek üzere beden, bulduğu yere Mu'ya döner.
Hiçbir kayıtta Mu'nun yeryüzünden yok oluşundan önce barbarlığın var olduğuna dair bir kanıt yok. O halde insanlığın harika örnekleri olan Güney Denizi Adalıları neden yamyamlığa kadar alçaldı? Insanlığın ilk ırkının başına gelen büyük felaket bu soruya cevap verir.
Mu'nun yıkılışıyla dünyanın karanlığa gömüldüğünden bahsetmiştim, fakat bunu karşılaştırma yapmak için söylemiştim. Koloni imparatorluklar bir süre daha ana yurdun medeniyetini devam ettirdi, fakat zamanla zayıfladı ve sönüp gitti. Iste yeni, simdiki medeniyet de bu küllerden doğdu.
Güzel kentleri, tapınakları, sarayları,sanatı ve bilimiyle insanoğlunun ana yurdu Mu, geçmişte kalan bir hayal oldu. Üzerini kaplayan su kefeni oldu. Kıtanın yaşadığı felaket, dünyanın ilk büyük medeniyetinin yok oluşunun ilk adımıydı. Mu'nun yıkımı, nerdeyse on üç bin yıl boyunca, dünyanın büyük bir bölümünün karanlığa gömülmesine neden oldu. Bu karanlık artık aralanıyor olsa da hala belirsiz olan noktalar vardı.