Mesut’a kalırsa Çehov, Martı’yı insanların kusurlu doğasını sergileyen bir komedi olarak kaleme almıştı. Adet olduğu üzere seyirciyi gözyaşlarına boğan iç karartıcı bir melodram olarak sahneye koymak hataydı. Elbette seyirciyi gözyaşlarına boğmadığı gibi kahkahadan da kırıp geçirmesi gerekmiyordu. Martı trajediyle sonlanan bir komediydi - tıpkı hayatın kendisi gibi.
“Mevsim değişti”dedi. “Senin de yenileme zamanın yenilenme zamanın geldi artık.Biliyorum gideni unutamıyorsun ama sürekli böyle aklında tutarsan hastalanacaksın.Artık aklında değil,kalbinde tutmalısın. Ölüleri neden gömüyoruz?Çünkü ortada bırakırsak çürür,hastalık getirir.”
mesela ben önceki hayatımda
şişman bir kediydim ve doğrusu
memnundum kedi olmaktan
camın kenarında uzanır günseşte gerinirdim
sevgilim bahçede gülleri budardı
her parmağının ucundan
birer damla kan emerdim
dünyada ikimizden başka kimse yoktu
ve aşk dedikleri buydu