Herhangi bir konu üzerine en iyi tarihsel çalışmaların, bir olayın tamamlandığı, bir dönemin kapandığı, yeni ve daha güçlü bir aşamanın ortaya çıkmasının olmadığı zamanlarda üretildiğini söyleyebiliriz.
Çocukluğun kendisi de tükenmektedir. Nereye bakılsa, yetişkinlerin ve çocukların davranış, dil, tutum ve arzularının hatta fiziksel görünümlerinin, giderek artan bir biçimde birbirine benzediği, birbirinden ayırt edilemediği görülmektedir.
Günümüzde doğurmamayı kadın açısından bir başarısızlık olarak görme eğilimi hala kuvvetlidir. Çocuğu olmayan kadına ya acınacak ya da suçlanacaktır. Sosyolog Pascale Donati'nin de belirttiği gibi: "Döllenmemek normdan bir sapmadır" ve bir bedeli vardır: toplumsal olarak onaylanmamak.
Geleneksel aile yandaşları çalışan anneleri suçlar, şirketler ise kadınların birden çok kez anne olmalarına çok sıcak bakmaz. Daha da kötüsü, annelik, kadının toplumsal açıdan tamamen değer kaybetmesi anlamına gelse de, kendisini gerçekleştirmesinin en önemli adımı olarak görülür.