Elisabeth Badinter

Elisabeth Badinter

Yazar
7.3/10
3 Kişi
·
9
Okunma
·
4
Beğeni
·
428
Gösterim
Adı:
Elisabeth Badinter
Unvan:
Yazar, Felsefeci
Doğum:
Fransa, 5 Mart 1944
École polytechnique’te felsefe dersleri vermektedir. “Barış ve Şiddetsizlik Kültürü Onyılı İçin Fransız Koalisyonu” destek komitesinin üyesidir. 1980’de yayımlanan ve tartışmalara yol açan L’Amour en plus’de annelik sevgisinin bir içgüdü değil, toplumun yarattığı bir ürün olduğunu savunmuştur. Sonraki çalışmalarında ise cinsiyet farkına yapılan aşırı vurgunun kadınlar için yarattığı tehlikeleri ortaya koymuştur (L’un est l’autre, 1985 ve Qu’est-ce qu’une femme? 1989).
"Geleneklerdeki devrim iyi eğitimli erkekleri ve kadınları birbirine yaklaştırırken, bu kadınları daha az eğitimli olanlardan tamamen uzaklaştırmıştır."
"Herkes çocuk yapabilir ancak müstakbel annelerin çok azı esas hakikatin farkında: Çocuk sahibi olmak hayatın sonudur."
Zevk için dünyaya bir çocuk getirme kararı verildiği andan itibaren alacaktan çok borç konuşulur. Eskiden hayattan alacaklı durumdayken, artık ne Tanrı'nın ne de doğanın vazettiği ve günün birinde, dünyaya gelmenin kendi isteği olmadığını hatırlatmayı gayet iyi bilecek olan birisine karşı sonsuz bir borçluluk durumuna geçilmiştir.
Uzun bir süre cinslerden her birinin "doğa"sıyla tanımlanan
özellikler giderek birbirlerinden daha zor ayırdedilebiliyor.
Aralarındaki iliişkilerin temeli de aynı değil ve babalarının be·
lirlediğinden daha farklı yollar izliyor. Ölçütler çoğaldıkça bula·
nıklşıyor ve kendimizi karşılaştırabileceğimiz referans noktaları
azalmaya başlıyor. Endişeye kapılmamak ve belli bir tedirginlik
duymamak mümkün mü?
İnsanlığın yarısının sessizliği hiçbir zaman iyiye yorulamaz.
Demek ki az çok yakın bir gelecekte erkeklerin onlara dayatılan değişmeye bir tepki vermelerini beklemek gerek. Bu tepki mutlaka kimlik sorunlarına nasıl bir çözüm bulabildikleriyle ilintili olacaktır.İçlerindeki kadınlıkla daha barışık yaşamayı başarabilcceklermi.Yoksa erkekliklerini koruma derdine mi düşecekler?
"Önce ben" in ilke haline geldiği bir uygarlıkta annelik bir meydan okuma hatta bir çelişkidir. Anne olmayan bir kadın için meşru olan şey, çocuk ortaya çıktığında meşruiyetini yitirir. Kendine ilişkin kaygılar yerini kendini unutmaya bırakır ve "her şeyi istiyorum" şiarı "ona her şeyi sunmalıyım"a dönüşür.
Bir kadının (ondan daha az derecede olmak üzere bir erkeğin) ya da bir çiftin çocuksuz olması, daima sorgulama gerektiren bir anormallik olarak görülür. Çocuk yapmamak ve normlardan kaçmak nasıl bir şeydir! Bir anneye neden anne olduğunu; anneliğin gerektirdiği olgunluktan ve sorumluluk duygusundan nasibini alıp almadığını sormak (ve ondan geçerli nedenler istemek) kimsenin aklına bile gelmezken çocuksuz insanlardan sürekli bunun gerekçelerini açıklamaları istenir.
Cinsler arası ilişkide günümüzde meydana gelen gelişmeler bize o kadar önemli görünüyor ki, onu gerçek bir sıçramanın, bir mütasyonun başlangıcı gibi görmekten alıkoyamıyoruz kendimizi. Bizce yaşanan, kadınlarla erkekler arasındaki iktidar ilişkilerini altüst etmekle kalmayıp her birinin "doğa"sını yeni baştan düşünmeyi zorunlu kılan kültürel bir mütasyondur. Dahası, önümüzde açılan bilimsel olanaklar, yarın,şimdiden zedelenmiş kimliklerimizi daha da sıkıntılı bir duruma sokmayacak mıdır? Ufukta beliren yapay anne ya da, neden olmasın,"gebe erkek" olasılıkları, kimilerinin "gerçekliğe karşı gelme" dedikleri makina-insan ve doğaya karşı gelme hayaletini diriltmiyecekmidir

Elisabeth Badinter Biri Ötekidir
Bugün fetüsün tümüyle yapay, mikropsuz bir ortamda (tüpte),
anneyle herhangi bir fizyolojik ya da duygusal alışverişte bulunmadan gelişmesi düşüncesi bizi dehşete düşürüyor Ama eğer insanların istekleri, bilinmeyen korkusuna ağır basarsa - ki bu insan türü ac;ısından bir yenilik olmaktan c;çıkmıştır - o zaman kadınların günün birinde doğurma ayrıcalıklarını makinayla paylaşma durumunda kalmaları da mümkün olabilir.
Her şey anneliğe karşı sağır bir direnç yükseliyormuş gibi gelişmektedir. Kadınlar üremeyi kontrol altına aldıkları andan itibaren okuyorlar, emek piyasasını ele geçiriyorlar ve ekonomik bağımsızlığı ya da kariyer yapmayı hedefliyorlar. Annelik artık doğal bir gerçeklik olmaktan çıkıp, bir mesele haline geldi. Çocuk sahibi olmayı reddedenler hala azınlıkta olsa da, yeni bir kadın kimliliğinin ortaya çıkmasını gerektiren hakiki devrim kapıdadır.
184 syf.
·3 günde
Kadınlık mı Annelik mi, Fransız yazar Elisabedh Badınter'in tüm dünyada yankı uyandıran ve birçok eleştiriye maruz kalan kitabıdır. Yazara göre annelik kadınlığın bittiği noktadır. Her kültürün ve her dönemin ideal bir annelik dönemi vardır. Kadınlar bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu modelden etkilenirler. Yazar günümüz annelik modelinin önceki dönemlere göre daha zor olduğunu vurguluyor.
" Annelik görevleri artık sadece bedensel ve duygusal bakımla sınırlı değildir, aynı zamanda çocuğun psikolojik, sosyal ve entelektüel gelişimine de dikkat edilmesini gerektirmektedir. Annelik bugün, geçmişin aksine, tam mesaili bir çalışma demektir" ( sayfa 119 )
Annelik içgüdüsünün şüpheli varlığından söz ediyor. Çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlara nedeni sorulurken çocuk sahibi olmak isteyenlere niçin sebep sorulmaz diye serzenişte bulunuyor. Ve çoğu kadının bilinçsizce sadece öyle gerektiğini düşündükleri için çocuk sahibi olduklarını savunur.
Badinter'in argümanları gerçekten kolayca kabul edilir türden değil ve bana göre savunduğu tezi çokta iyi açıklayamamış. Çok fazla alıntı yapmış. Bir öneri sunmamış.
1960'lardan günümüze annelik ve kadınlık konusunun nasıl bir değişikliğe uğradığını merak edenler için tavsiye edebileceğim bir kitap.
İyi okumalar....
184 syf.
·9/10
Bugünlerde sık sık tartışılan bir mesele. Sarayda mukim şahsın: “ülkemizde aile kurumu çöküyor” türünden açıklamalar yaptığını anımsarsınız. Siyasal İslamcıların kutsadıkları şeylerden biridir aile. Aile, kadim bir kurumdur. Kişiler, politik yönelimlerine bağlı olarak aile kurumunun yanında veya karşısında konumlanırlar. Bu noktada kadınların yapacakları tercihler hayati bir öneme sahiptir. Onların tercihleri aile kurumunun geleceğini belirleyecek. Yalın sayılabilecek bir dil kullanarak, okuyucuyu önemli şeyler hakkında düşünmeye davet ediyor Elisabeth Badinter.

Yazarın biyografisi

Adı:
Elisabeth Badinter
Unvan:
Yazar, Felsefeci
Doğum:
Fransa, 5 Mart 1944
École polytechnique’te felsefe dersleri vermektedir. “Barış ve Şiddetsizlik Kültürü Onyılı İçin Fransız Koalisyonu” destek komitesinin üyesidir. 1980’de yayımlanan ve tartışmalara yol açan L’Amour en plus’de annelik sevgisinin bir içgüdü değil, toplumun yarattığı bir ürün olduğunu savunmuştur. Sonraki çalışmalarında ise cinsiyet farkına yapılan aşırı vurgunun kadınlar için yarattığı tehlikeleri ortaya koymuştur (L’un est l’autre, 1985 ve Qu’est-ce qu’une femme? 1989).

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 30 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.