Elisabeth Badinter

Elisabeth Badinter

Yazar
7.7/10
10 Kişi
·
42
Okunma
·
9
Beğeni
·
569
Gösterim
Adı:
Elisabeth Badinter
Unvan:
Yazar, Felsefeci
Doğum:
Fransa, 5 Mart 1944
École polytechnique’te felsefe dersleri vermektedir. “Barış ve Şiddetsizlik Kültürü Onyılı İçin Fransız Koalisyonu” destek komitesinin üyesidir. 1980’de yayımlanan ve tartışmalara yol açan L’Amour en plus’de annelik sevgisinin bir içgüdü değil, toplumun yarattığı bir ürün olduğunu savunmuştur. Sonraki çalışmalarında ise cinsiyet farkına yapılan aşırı vurgunun kadınlar için yarattığı tehlikeleri ortaya koymuştur (L’un est l’autre, 1985 ve Qu’est-ce qu’une femme? 1989).
Kısa bir süre öncesine kadar bizim toplumumuz da erkek çocuğa " kız gibi " ağlamayı yasaklardı. Sanki duygunun ifadesi olan gözyaşı insani değil, kadınsıydı.
Değişen yüreğimiz artık aşk acısı peşinde değil. Hatta bu acının hiçbir anlamı kalmadığını bile söyleyebiliriz.
Ataerkilliğin zaferi ne bir rastlantıydı ne de şiddetli bir devrimin sonucu. Insanlığın başlangıcından beri sahip oldukları biyolojik ayrıcalıklar erkeklerin tek egemen özneler olarak ortaya çıkmalarına izin verdi.
Kadınlar ve erkekler farklı kaynaklara sahip olmaya çalıştıklarında karşılıklı bağımlılıklarını da kurmuş olurlar.
184 syf.
·1 günde·8/10 puan
Güzel bir annelik eleştirisi. Fransız kadını üzerinden anlatılan tüm kadınlara mal edilebilecek tespitler var. Son 40-50 yılda bir kadın için anneliğin toplumda dönüşümü detaylı olarak inceleniyor. Pek çok kaynaktan ve istatistiksel analizden yararlanan kitabı bir sosyoloji kitabı, feminizm konulu bir kitap ya da bilimsel bir kitap olarak okumak mümkün. Feminizmin anlatıldığı/eleştirildiği pek çok kaynakta olduğu sert bir üslup var evet, yalnız, bu üslup kendine bir taraftar toplamaktan ziyade bilimsel anlatimin sebep olduğu bir sertlik olarak yorumlanabilir.
Çok spesifik bir konu. İlgisi olanlar için yeni bilgilerden ziyade kaynak önerileri yoğun olan bir kitap. İlgisi olmayan birinin 200 sayfa boyunca yorulmadan okuyabilecegini sanmam. Dili akıcı olmasına rağmen örneğin bir annenin bebeğini emzirmesinin pek çok kuruluş tarafından nasıl yorumladığı ve yıldan yıla gelişmeleri onlarca sayfa boyunca okumak çok sıkıcı olacaktır. Okumak isteyenlerin bunu göze alarak başlamalarını öneririm.
Yine de benim için güzel bir okuma oldu. Okuyacak olanlara keyifli okumalar.
Kadınlık mı? Annelik mi? Elisabeth Badinter
184 syf.
·3 günde
Kadınlık mı Annelik mi, Fransız yazar Elisabedh Badınter'in tüm dünyada yankı uyandıran ve birçok eleştiriye maruz kalan kitabıdır. Yazara göre annelik kadınlığın bittiği noktadır. Her kültürün ve her dönemin ideal bir annelik dönemi vardır. Kadınlar bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu modelden etkilenirler. Yazar günümüz annelik modelinin önceki dönemlere göre daha zor olduğunu vurguluyor.
" Annelik görevleri artık sadece bedensel ve duygusal bakımla sınırlı değildir, aynı zamanda çocuğun psikolojik, sosyal ve entelektüel gelişimine de dikkat edilmesini gerektirmektedir. Annelik bugün, geçmişin aksine, tam mesaili bir çalışma demektir" ( sayfa 119 )
Annelik içgüdüsünün şüpheli varlığından söz ediyor. Çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlara nedeni sorulurken çocuk sahibi olmak isteyenlere niçin sebep sorulmaz diye serzenişte bulunuyor. Ve çoğu kadının bilinçsizce sadece öyle gerektiğini düşündükleri için çocuk sahibi olduklarını savunur.
Badinter'in argümanları gerçekten kolayca kabul edilir türden değil ve bana göre savunduğu tezi çokta iyi açıklayamamış. Çok fazla alıntı yapmış. Bir öneri sunmamış.
1960'lardan günümüze annelik ve kadınlık konusunun nasıl bir değişikliğe uğradığını merak edenler için tavsiye edebileceğim bir kitap.
İyi okumalar....
184 syf.
Bugünlerde sık sık tartışılan bir mesele. Sarayda mukim şahsın: “Ülkemizde aile kurumu çöküyor” türünden açıklamalar yaptığını anımsarsınız. Özellikle siyasal İslamcıların kutsadıkları şeylerden biridir aile. Aile, kadim bir kurumdur. Kişiler, politik yönelimlerine bağlı olarak aile kurumunun yanında veya karşısında konumlanırlar. Bu noktada kadınların yapacakları tercihler hayati bir öneme sahiptir. Onların tercihleri aile kurumunun geleceğini belirleyecek. Yalın sayılabilecek bir dil kullanarak, okuyucuyu önemli bir konu hakkında düşünmeye davet ediyor Elisabeth Badinter.
184 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Kadınlığın ayrı, anneliğin ayrı bir labirent olduğunu anlatıyor. Kadınlığa övgü yapıyor tabii. Anneliği istemeyen biriyim, inancımı destekledi. Ruh halimden sanırım, zorlanarak okudum. Bazı bölümler okuma zevkimi baltalayacak kadar bilimsel veriyle doluydu.
184 syf.
·3 günde·10/10 puan
Anneliğin uzun yıllar içindeki değişen tanımı, kadınlara özellikle diğer kadınlar tarafından yapılan toplum baskısı ve dayatmalar, anneliği aşırı yücelterek bir kadını sadece anne olmaya indirgemek, çocuk sahibi olamayan ya da olmak istemeyen kadınlara yönelik bakış açısına dair derin bir araştırma ve analizin yapıldığı başarılı bir kitap olmuş. Çocuk sahibi olsun ya da olmasın her kadının hatta erkeğin okuması gereken bir kitap ancak ne yazık ki baskısı tükenmiş durumda.
184 syf.
·3 günde·8/10 puan
Elisabeth Badinter, kadınlara üreme hususunda bir sorgulama imkanı sunuyor.

Kadınlık mı? Annelik mi? İfadesi aslında neyin sorgulandığını bizlere hissettiriyor. Oldukça manidar olan bu ifade de, kadının çocuk yapmayı tercih etmesi ve kendinden vazgeçmesi arasındaki çizgi yer alıyor. Çocuk, erkek baskısı ve kontrol gücünün en temel unsurlarındandır. Her ne kadar masum olsa da buna aracılık eder. Bir kadın için üremek; fiziksel, psikolojik ve duygusal yıpranma demektir. En azından çağımızın geleneksel aile yapısı içerisinde bu durum böyledir. Erkeklerin durumu ise bundan farklılaşmaktadır. Kariyer yapmaları ve sosyal çevrelerini aktif tutmalarını önleyecek bir çocuk faktörü yoktur. Bebeğin emzirilmesi, altının değiştirilmesi, giydirilmesi, uyutulması veya ağlarken susturulması kadının görevidir. Tıpta, tarihsel çizgisini 90' ların ortalarından itibaren farklılaştırarak; bebek bezi, emzik, biberon gibi bebek ihtiyaçlarını giderecek eşyaların zararlı olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum baba ve bebek arasındaki mesafeyi açmıştır. Kadının tek kariyerinin annelik olmasının vurgulandığı kimi ülkelerde daha tutucu ve kısıtlayıcı bir tutum olsa da, en gelişmiş ve kadınlara iş hayatında aktiflik sağlamaya çalışan ülkelerde dahi durum pek değişmez. Çünkü her şeyden önce değiştirilmesi gereken zihniyettir. Ülkelerin fark etmeleri gereken ilk unsur budur.

Çocuk doğurmanın ve yetiştirmenin meşakkati düşünülmeden veya yüce annelik duygusunu gerçekleştirme dayatmasının varlığı sorgulanmadan çocuk yapılmaktadır. Ancak bunun yanında " Benim bedenim, benim kararım" kürtaj hakkı ve doğum kontrolü üremek istemeyen kadınlar için müthiş bir fırsat yaratmıştır. Üremeyi bir içgüdü olarak benimsetenlere karşın, childfree (üreme duygusu olmayan, üremeyi reddeden) kadınlar bir sorgulama imkanı sağlamaktadır.

Günümüzün sıcak tartışması, bebek bakım odaları neden kadın tuvaletinde yer alıyor? Ebeveyn iznini erkekler neden kullanmıyorlar? Üreme neden yapay bir biçimde sağlanmıyor? Çocuk yetiştirme konusunda anne bağı neden bu kadar ön plana çıkarılıyor?

Tüm bunların ışığında özgür bir biçimde annelik kararı verebilmek ve sağlıklı bir biçimde ölçüp tartmak kadınlar için hayati önemdedir. Aileleri tarafından dışlanan ve iş hayatına hiç girmeyen ve giremeyen, kariyerini belli bir noktada terk etmek zorunda kalan, şiddete maruz kalan tüm kadınların yolu tüm dayatmaları sorgulamaktan geçmelidir...
184 syf.
Geçmişten günümüze kadınlık ve annelik kavramlarının toplumlarda nasıl değişkenlik gösterdiğini güzel anlatabilmiş kitap. Her kültürde dönemine göre değişebilen ideal bir annelik modelinin hakim olduğu görüşünü ileri süren Fransız yazar, en büyük eleştirisini günümüz Fransız kadınlarına yapıyor. Kitap, baştan sona ülke analizleriyle ve karşılaştırmalarla dolu, bilgi yüklü fakat bu yine de bize bir görüş kazandırmaktan çok uzak. Yazar sanki kendi içinde bu meseleyi çözmeye çalışmış ama bir sonuca ulaşamamış gibi. Pek tatmin olamadım fakat konuya ilgisi olan bakabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Elisabeth Badinter
Unvan:
Yazar, Felsefeci
Doğum:
Fransa, 5 Mart 1944
École polytechnique’te felsefe dersleri vermektedir. “Barış ve Şiddetsizlik Kültürü Onyılı İçin Fransız Koalisyonu” destek komitesinin üyesidir. 1980’de yayımlanan ve tartışmalara yol açan L’Amour en plus’de annelik sevgisinin bir içgüdü değil, toplumun yarattığı bir ürün olduğunu savunmuştur. Sonraki çalışmalarında ise cinsiyet farkına yapılan aşırı vurgunun kadınlar için yarattığı tehlikeleri ortaya koymuştur (L’un est l’autre, 1985 ve Qu’est-ce qu’une femme? 1989).

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 42 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 98 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.