Gönderi

Yakın Tarihte Anneliğin Dönüşümü
8/10
·184 syf.··
2020 6. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2020 05:48
Güzel bir annelik eleştirisi. Fransız kadını üzerinden anlatılan tüm kadınlara mal edilebilecek tespitler var. Son 40-50 yılda bir kadın için anneliğin toplumda dönüşümü detaylı olarak inceleniyor. Pek çok kaynaktan ve istatistiksel analizden yararlanan kitabı bir sosyoloji kitabı, feminizm konulu bir kitap ya da bilimsel bir kitap olarak okumak mümkün. Feminizmin anlatıldığı/eleştirildiği pek çok kaynakta olduğu sert bir üslup var evet, yalnız, bu üslup kendine bir taraftar toplamaktan ziyade bilimsel anlatimin sebep olduğu bir sertlik olarak yorumlanabilir. Çok spesifik bir konu. İlgisi olanlar için yeni bilgilerden ziyade kaynak önerileri yoğun olan bir kitap. İlgisi olmayan birinin 200 sayfa boyunca yorulmadan okuyabilecegini sanmam. Dili akıcı olmasına rağmen örneğin bir annenin bebeğini emzirmesinin pek çok kuruluş tarafından nasıl yorumladığı ve yıldan yıla gelişmeleri onlarca sayfa boyunca okumak çok sıkıcı olacaktır. Okumak isteyenlerin bunu göze alarak başlamalarını öneririm. Yine de benim için güzel bir okuma oldu. Okuyacak olanlara keyifli okumalar. Kadınlık mı Annelik mi Elisabeth Badinter
Felsefe
Kadınlık mı Annelik miElisabeth Badinter · İletişim Yayınları · 2020129 okunma
··
285 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kadını anne olduğunda tamamlanmış ilan eden sistem aynı zamanda kadını annelik ve iş arasında tercihe zorlayarak da baskıyı arttırıyor. Üstelik anne olmanın kadını tamamladığı miti de güncelliğini yitirdi. Kadın anneliği tercih ederse sosyal başarısızlıkla, işi tercih ederse doğasını yadsımakla suçlanıyor. Adeta varoluşu kendinden suçlu kadının. Uçlarda yaşamaya mecbur bırakılan kadından beklenen günümüzün geçerli kadın modeli: AHTAPOT KADINLIK.
Anne olmak kadını tamamlayan bir olgu değildir. Kadını tamamlayan olgu öncelikle ekonomik özgürlüğü, sonrasında bu özgürlükle beraber hayatın zorluklarına karşı ayakta durma çabasıdır. Bu çaba erkeği de erkek yapan bir olgudur. Ancak toplum ataerkil olunca kadının mücadelesi daha fazla olmak zorunda. Çalışan anne olmak günümüz şartlarında bu ülkede fazlasıyla zor bir durum. Eğer eşiniz evde iş bölümüne de yanaşmiyorsa işler daha bir çıkmaza giriyor. Ve bu ev ve iş temposu kadını umutsuz bir hayata, evlilikteki hayallerin gerçekliği yerine kırgınlıklara sürüklüyor. Ben evli bir kadının bir birey olarak hak ettiklerini gerçekleștirmesinden yanayım. Ataerkillikteki o, kadının bilinçaltına empoze edilen mitleri, erkeğin kaburgasindansin bunun için her dedigimi yapacaksın gibi dini kullanarak yapılan baskıları yanlış buluyorum. Benim şikayet ettiğim şey kadının gardının her erkeğe karşı olması ve bu gard olayı sorumluluğunu bilen erkeğe daha fazla tutulmakta.
Özelden de konuşmuştuk bu konuyu. :)) katılıyorum sana. ;) erkeğin de kadının da mağdur olduğu konular var kendi içerisinde. Her iki cinsinde birbirlerine saygılı ve anlayışlı olduğu bir dünya diliyorum.
Șu dünyada ne kadar güzel erdem varsa içi boşaltıldığı gibi maalesef anneliğin de içi boşaltılmaya başlandı. Kadın olmanın zor olduğu bu dünyada kadınları kadın yapan bir çok erdemin önemsenmediği gibi, annelik de artık değersizleștiriliyor.
Gülcan.
Gönderi Sahibi
Görüşünüze katılıyorum ama sebepsiz bir gard alma hali olmadığının hakkını da teslim etmenizi istiyorum. Kadının da aynı erkekler gibi sadece bir hayat hakkı var. Bu hakkı en etkin şekilde kullanmaya çalışırken aynı zamanda kendini kabul ettirme savaşını yürütüyor. Bu yüzden cinsiyeti uzerinden oluşan durumlara tepkisiz kalması ve/veya aşırı tepki göstermesi sizin deyiminizle "sapla samani ayıramaması" yanlış bir tutum dahi olsa bana olağan geliyor. Kadınlar da mükemmel değil ve belki de insanlık tarihi boyunca var olan bir değerler sistemine rağmen var olmaya çalışıyor. Bilemiyorum, bence burada mağdur, kadın gardını indiremediği için acı çektiğini düşünen karşı taraf olmamalı.