Ben, emareleri olan Korel Erezli'ydim ve o, yüzünde elmaslar taşıyan Minel Karaer'di. "Biz Korel ve Minel'iz,"
"Ne yaparsak yapalım; geçmişte, şimdide ve gelecekte hep birbirimizi bulacağız. Koşup kaçsak bile yine anlar, zamanlar ve anılar bizi birbirimize getirecek. Çünkü biz Korel ve Minel'iz."
"İntikam öyle bir duygu ki bir elimi gökyüzüne kaldırdığımda avcuma yıldız tozları doluyor fakat aynı anda diğer elim ise yeryüzünde toprağa zehrini ekiyor."
Minel° "Bana her baktığımda seni görebileceğim bir dövme yapabilir misin?
Oradaydı, atışlarımın üzerinde kalbi atıyordu; parçalanmış bir kalp nabzımın üzerinde atıyordu. "Korel, bu..." dedim ve içimin acıdığını da hissettim.
Bileğimin üzerinde ortasında kırılmış bir pusula vardı. Yönü belli değildi, gösterebileceği nokta belli değildi ama pusulaydı ve oklar, normal bir ok şeklinde değil de sarmaşıklar şeklindeydi. Pusulanın bir yarısında solgun renkte bir sarmaşık vardı, o sarmaşık çoktan ölmüştü fakat diğer parçasındaki sarmaşık canlı, yeşil renkteydi.
Korel° "Pusulamı kaybettim.. Onu bulduğumda da bu haldeydi. Solan taraf gelecek, canlı taraf seninle olan geçmişim. Bu dövme, benim için Minel."