Dünyada insanlığını bilmekten, insanca yaşamaktan daha güzel, daha doğru bir iş yoknır. Bilimlerin en çetini de bu hayan iyi yaşamasını bilmektir. Hastalıklarımızın en belalısı, bedenimizi sevmemek, küçük görmektir.
Gösteriş için herkesten başka türlü giyinmek,
gülünç kılıklara girmek nasıl pısırıklık, korkaklıksa, konuşmada bilinmedik kelimeler, duyulmadık tümceler aramak da bir medreseli çocuk çabasıdır.
Parasını pulunu, şanını şerefini bir yana
bırakıp bir gömlekle çıksın karşımıza. Bakalım bedeni işine elverişli mi, sağlam, zinde mi? Kafaca nasıl? Hoş mu, yetenekli mi, gerekli her tahtası yerinde mi? Düşünce dağarcığı kendinden mi, başkalarından mı? Varlığında talihin payı var mı? Çekilen kılıçlara aval aval nu bakıyor? Canının nereden, ağzından mı gırtlağından mı çıkacağına aldırmıyor mu?Kendinden emin, haksever, tokgözlü mü?Bakılması gereken bunlardır; bunlardan anlaşılır aramızdaki sonsuz ayrılıklar.
Niçin bir insanı da kendinin olanla değerlendirmiyoruz? Bir sürü adamı varmış, güzel bir köşkü varmış, şu kadar itibarı, bu kadar geliri varmış: Bütün bunlar çevresindedir onun, kendisinde değil.