Bazı durumlarda iyi ya da kötü, aşırı duygu yoğunluğu yaşadığımız insanları kendi geçmişimizde yer alan başka insanlara aktarırız. Bu bazen kendi yaralı çocukluğumuz, bazen de görevlerini yeterince yerine getirmemiş ebeveynimiz olur.
İnsan hiçbir zaman sadece o an hissettiği şey yüzünden üzülmez; geçmişe ve geleceğe referans vererek normalde sadece olayın hissettireceği açıdan birkaç kat daha fazlasını yaşar.
…
Aslında tekrarı olan bir başarısızlık seni bir birim üzebilecekken sen geçmişi ve geleceği de işin içine kattığın için belki de beş katı fazla üzülüyorsun. Bu bilinçli olarak yaptığın bir şey değil, sadece uzun zamandır böyle davrandığın için refleks haline gelmiş bir alışkanlık diyebiliriz; yani düşünmeden, otomatik bir şekilde yapıyorsun.
İnsan mücadeleden korkar ve konforlu alanından çıkmak istemez ama mücadele onu gerçek anlamıyla yaşatan şeydir.
Bir yandamücadele, diğer yanda savaşlar.. İkisinin arasında önemli farklar var diyebilirim. Mücadele insanın, içinde var olan en iyi halini ortaya çıkarmak için gösterdiği deneyimsel çabadır.
…
Mücadele yaşamın hakkını vermektir ve sana bahsedilen yeteneklerini kullanmak için bir fırsattır. Yaptığımız her şeyin diğer insanlarla bir ilgisi vardır ama yine de mücadele en çok insanın kendisi için yaptığı bir eylemdir. Kendini keşfetmek ve sınırlarını görmek için. 
Savaş ise kendini diğer insanlara karşı kanıtlama ve varlığını ispat etme çabasıdır. Diğer insanlara güçlü, başarılı, bakımlı, güzel, kontrollü olduğunu kanıtlamak için bazı durumlarda kendine rağmen ortaya koyduğun çabadır.