Ve bütün duraklardan sonra varılması gereken nihayet: kabullenme ve bütünleşme. Bu noktaya varışımız çoğunlukla kendi kendine olmayabilir. İnsan hangi aşamada olduğunu fark etmeli ve içinde bulunduğu durumu sorgulamalı: Yaşadığın her şeyin insani olduğunu, öfkenin de suçluluğunun da hepsinin gerçeklik payları olduğunu bilmen gerekiyor. Ama insan sadece kendini bilince her titreşim can yakıcı olabiliyor. Kendi içinin karanlık olduğunu ve ne çok “keşke”n olduğunu, ne çok hata yaptığını düşünüyorsun bazen; inan herkesin içi biraz karanlık ve bu çok normal…
Öfke konusunda şuna dikkat etmelisin, yaşanılanlar yaşanıldığı yere ve zamana aittir. Biri seni aldattıysa o aldatmıştır, tüm erkekler ya da kadınlar değil; baban seni çok zorlamışsa bu, babanın iyi bir ebeveyn olmadığını gösterir, içinde büyüdüğün tüm kültürünün aynı olduğunu değil. Ve zalim gördüklerimize birazcık empati yapmak şarttır; onlar için değil, kendin için.
Sana adaletsizlik yapanın bunu sadece sana sen olduğun için yaptığını düşünürsen öfkeni kontrol edemezsin.
Hiç kimse varoluşu sebebiyle, birinin kendisine yapacağı adaletsizliği hak etmez.
Zalimler kendi içlerinde çözemedikleri problemler sebebiyle zalim olurlar.