Şeylerin altında yatan nedensel ilkelerine, eylemlerin amaçlarına, acının, hazzın, ölümün ve ünün ne olduklarına bütün çıplaklığıyla dikkatlice bak. İnsanın ruhsal huzursuzluğundan kimin sorumlu olduğuna, hiç kimsenin başkalarınca engellenmeyeceğine ve her şeyin yargıdan ibaret olduğuna iyice bak. 
…
Şeyleri madde, neden ve amaç olarak inceleyerek gerçekte oldukları şekilde gör.
Adil olanı yaparak, başımıza gelenleri kabullenerek, doğruları söyleyerek, yönetici ilkeni kendinden, yani bedenin ve onun duygularından, gelecek veya geçmişteki şeylerden ayırabilirsen ve Empedokles’in dediği gibi, “Yalnızlığından keyif alan, dairesel bir küre” olabilirsen, yalnızca sana ait olan hayatı, yani şimdiki zamanı yaşamayı alışkanlık edinirsen, en azından kalan günlerini dingin, asil ve tanrısal parcanla barışık geçirebilirsin. 
… hala hayattayken bir an evvel insan olmaya başla. İnsanlara öfkelenmemek kadar onlara dalkavukluk etmemeye de özen göster. Çünkü her ikisi de toplumsal çıkara aykırıdır ve zarar verir. Öfkelendiğinde bunun erkekçe bir şey olmadığını, sevecenlik ve kibarlık gibi özelliklerin insana ve haliyle bir erkeğe daha çok yaraştığını düşün. Öfkelenmeye ve hoşnutsuzlığa mahal vermeyen bir adam içinde gücü, sağlam sinirleri ve yürekliliği barındırır. Çünkü zihin hislerden bağımsız olmaya ne kadar yakınsa, güçlü olmaya da o kadar yakındır. Öfke de üzüntü gibi zayıflıktır. Çünkü her ikisi de yaralanmaya ve teslimiyete neden olur. 
Çok öfkelendiğinde ya da sabrın tükendiğinde, insan yaşamının bir an olduğunu ve kısa sürede hepimizin yan yana cansız uzanacağını düşün.
Bizi rahatsız eden insanların eylemleri değildir, çünkü bu onların yönetici ilkeleri ile ilgilidir; bizi rahatsız eden bu eylemlere dair yargılarımızdır. Öyleyse düşünceni değiştir, yargını defet ki öfkeden kurtulabilirsin.  peki nasıl olacak bu? Başkalarının sana zarar veren davranışlarının ahlaksızca olmadığını farz ederek. Çünkü zarar veren davranışlar kötü olsaydı, sen de pek çok suçtan sorumlu tutulur, haydut ya da benzeri bir şey olurdun.
Bizi üzen ve öfkelendiren şeylerden ziyade, üzüntü ve öfkedir bize daha çok zarar veren.