İnsan ilişkilerinde kişi 5 temel gereksinmesini karşılamak ister.
- Kaale alınmak. Beni umursuyorlar mı?
- Kabul edilmek. Beni olduğum gibi yargılamadan kabul ediyorlar mı?
- Değer görmek. Beni vazgeçilmez ve eşsiz olarak görüyorlar mı?
- Yeterli görülmek. Beni becerikli, bir şeyler yapabilecek güçte görüyorlar mı?
- Sevilmek. Beni ben olduğum için özleyip, benimle zaman geçirmek istiyorlar mı?
Çektiğim hiçbir acı nedensiz değil. Ben onlar sayesinde "ben" oldum. Ama ille de yeni hayatımı baştan planlamak zorunda bırakılsaydım ne isterdim?
Gözlemleyen bilincime daha erken ulaşmak isterdim. Her insanın zorlayan o kaybolmuşluk hissinden kurtulmak isterdim. Rüzgara kapılmış bir yaprak olmaktansa kendi yönünü rotasını ve etki alanını keşfetmiş bir insan olma haline daha önce ulaşmak isterdim.
Gelişim odaklı değerler kültürü temelinde yükselen bir yapıya nasıl inşa edebiliriz?
Bunun yanıtı da ilişkinin altı boyutunda gizli...
-Seni önemsiyorum.
-Seni olduğun gibi kabul ediyorum.
-Sana tekliğin içinde değer veriyorum, eşin benzerin yok ve ben bunun farkındayım.
-Sen muhteşem bir potansiyelsin, istediğin şeyi öğrenip yapabilecek gücünün olduğunu farkındayım.
-Sana emek ve zaman vermek istiyorum çünkü sen sevilip geliştirilmeye layıksın.
-Sen bir bireysin, buna saygı duyuyorum ama biz aileyiz, aynı ekipteyiz ve senin de bu ekipte sorumlulukların var.
Doğan hocaya göre iki insan arasında sağlam ve sağlıklı bir ilişki kurmanın en temel ilkeleri bunlar. İş arkadaşından asansörde karşılaştığınız kişiye, evladınızdan eşinize ve anne babanıza kadar tüm insan ilişkileri için geçerli bu ilkeler.