Çocukların yüzleri yıpranmış, sesleri ciddiydi. Yılların karıştırdığı yüzlerde, kazdığı oyuklarda bir şey tek okunuyordu: AÇLIK. Her yerde güçlüydü açlık. Yüksek binalardan atılan açlık, çamaşır iplerinde asılı paçavralara takılıp kalmıştı. Bunlara samanla, kumaş parçalarıyla, kâğıtla, tahtayla yamanmıştı. Adamın kestiği her çıra yığınında vardı. Açlık tütmeyen bacalara tünemiş, içeri bakıyordu. Fırıncının raflarında açlık yazıyordu. Sucukçuda, ölü köpek etinden yapılıp da satışa sunulan her şeyde yazılıydı.