Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Helva kime nasipse o yiyordu, parmağı uzun olan değil. Şişedeyken kıymeti harbiyesi yoktu miskin; şişe kırılıp da ortalığa saçıldı mıydı anlaşılıyordu kıymeti… Hoş kokusundan… Susuzluk, belki de senin canın su çekti diye değil, suyun canı sen çekti diye gelip yapışıyordu gırtlağına. Suya kavuş diye susatmıyordu Allah seni, su sana kavuşsun diye susatıyordu belki de. Kahır, sen hayra er diye değil, hayır sana ersin diye kahırdı demek. Demek ki ne yapacakmıştın? Kahhâr’ın kahrı O’nun rahmetinden ileridir zannetmeyecekmiştin. O’na teslim olacakmıştın…
Mukayese aklın işiydi, gönlün değil. Gönül bir seferde verirdi hükmünü ve o hüküm gerçekten sana ait olurdu. Oysa aklın verdiği hükmün içinde, senden başka yüz bin kişiye ait yüz bin nas olmak zorundaydı. Ne yapacaktı? Ne diyordu gönlü?