Bu kitap benim arayış içinde olduğum bir dönemde bir arkadaşımda görüp aldığım ve okurken kendimi sorguladığım bir kitap oldu. Geçmişte yaşadığım rosacea(Gül hastalığı), ürtiker, bitmeyen sivilceler ve uçukların neden ortaya çıktığını, vücudumun bana bir mesaj vermek istediğini ve benim anlamak istemediğimi anlattı.
İnsanları kırmamak, üzmemek, yıkıcı olmamak için her zaman olayları sindirip öyle tepki vermeye çalışan biriyim. Karşıdaki kırılmasın diye ağlamışlığım, tıkanırcasına yemek yemişliğim, olayın sabahına uçuk veya sivilce çıkardığım bir sürü örnek var. Ama bunlara rağmen yine de içime attım. Başkası kırılmasın diye kendi vücuduma zarar verdim.
Gabor Mate bu yaşadıklarımın ileri boyutta ne olabileceğini o kadar güzel bir dille anlattı ki aydınlanma yaşadım resmen. Kitapta çok fazla tıbbi terim kullanılmış.Hemşire olduğum için bu tıbbi terimler beni zorlamadı ama okumak isteyenler biraz araştırmak zorunda kalabilir. Roman ya da öykü gibi değil daha çok bilimsel bir makale havasında yazılmış.Gabor Mate fikirlerini başka yazarlardan alıntılarla desteklemiş. Hastalıkların sadece fiziksel sebeplerden kaynaklanmadığını , insan psikolojisi ve bedeninin bir bütün olduğunu, hastaların çift yönlü tedaviye ihtiyacı olduğunu hastaların hayat hikayeleriyle anlatmış.
İçimizde bilinçsizce yarattığımız kaygıların, sustuklarımızın, içimize atıp büyüttüğümüz ve sözünü etmek istemediğimiz travmaların yarattığı stresin sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerini anlatırken bize şu soruları sorduruyor: Dengemizi neler bozuyor ? Bedenimiz hayır derken biz neden bunu kabul etmeye çalışıyoruz? Bize kötü gelen şeyi neden bırakamıyoruz?
Bu soruların cevabını arayış içinde bitirdim kitabı. Umarım bir gün bulabilirim.
Kitabı okurken alıntılamış olduğum yeri tekrar sizinle paylaşarak bitirmek