Size tevekkülden farklı ve daha ileri olan tefvîzden bahsedeyim
Tefvîz, sadece Allah'a güvenmek değil; insanın kendini, planlarını ve sonucu tamamen Allah'a bırakmasıdır. Yani sadece neticeyi değil, süreci de kontrol etme isteğini terk etmek; "ben yapıyorum" hissinden sıyrılıp kalben "Ben değil, O" diyebilmektir. Tevekkülde hâlâ bir çaba ve "ben yaptım" izi varken, tefvîzde bu da yoktur; yük artık tamamen Allah'a devredilmiştir. Nitekim denilmiştir ki: "Tefvîz, işin tamamını sahibine teslim etmektir."Tefvîz, vekâletin daha ilerisidir; işi sahibine tamamen havale etmektir."Kur'an'da da Mü'min Suresi 44. ayette şöyle buyrulur: "Ben işimi Allah'a havale ediyorum.Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir."
Tefvîz; çabadan vazgeçmek değil, çabadan sonra kalbi Allah'a teslim etmektir.
Kul işini Allah'a havale eder Allah ona yeter
"İşte ben, sana olan ihtiyacımla sana tevessül ediyorum. Mümkün olmayan bir hal ile sana nasıl tevessül edeyim? Sana gizli olmayan halimi sana nasıl şikayet edeyim? Kalbimdeki sence bilinen sırlarımı sana nasıl açıklayayım? Benim ümit ve beklentilerim, elçilerin hükümdara yürüyerek gelmeleri gibi sana geldiği halde nasıl ziyana uğrarım? Benim durumum seninle var ve sana dönük iken nasıl güzel olmaz?"
“Bil ki insan üç âlemden müteşekkildir: beden, nefis ve ruh.Beden topraktan, nefis arzudan, ruh ise ilâhî nefha iledir.Beden fanidir, nefis imtihandır, ruh ise bekaya meyyaldir.”