Diktiği gömleği aynı yerden defalarca söküp diken velînin ;
-Nefsim beni bir şeyle meşgûl etmeden ben, onu meşgûl etmeğe bakıyorum!
Demesi... Ve başka bir velînin durmadan tesbih çekerken ne aradığını soranlara:
-Gafleti arıyorum !
Cevabını vermesi...
Bunlarda hâlimi andıran pırıltılar görmekle beraber ,sefil mevkiimi onların ulvî makamlarına yakıştıramıyordum.
Şu ,gün yüzlü çocuktaki nerm ve nâzik ten, solucan yemi olarak yaratılmadı mı ;ve çocuk ölmek üzere doğmadı mı ?
Hangi kitap vardır ki ,sonunda bir (son)olmasın;ve hangi madde vardır ki ,değişmeden bir saniye kalabilsin?
《Gayeme vardım!》diyebilmiş tek hasret tanıyor muyuz?
Gâye gelip geçiyor;hasret yine eski yerinde...
Gelip geçen her şey ölüyor...
ALLAH'ın fermanı, bu...《 Neylerse güzel eyleyen》in fermanı....
Adam hep anlatmakta...Hâli ve anlatılışı da bir kabuk kadar sert ve cevhersiz. Zaten anlattığı şeyler de işin kabuk tarafı. Ama Cevher, kabuğun içinde... O, bu cevherden habersiz gibi...