Merve

Merve
@Mervederler
Ankara Üniversitesi
Kahramanmaraş
48 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Bitkin, sırılsıklam ve çamura batmış bir halde döndü eve. Bugünkü hale gelmesine neden olan manevi değişim işte o günden sonra başladı içinde. O korkunç geceden sonra iyiliğe inanmaktan vazgeçti. Eskiden kendisi iyiliğe inandığı gibi, insanların da iyiliğe inandıklarını düşünürdü. Fakat o korkunç geceden sonra hiç kimsenin buna inanmadığından, Tanrı'dan ve iyilikten söz edenlerin bunu sırf insanları aldat mak için yaptığından emindi. Sevdiği ve kendisini seven adam-sevildiğini biliyordu Katyuşa-, istediğini elde ettikten sonra duygularını hiçe sayarak onu terk etmişti. Oysa bu adam, tanıdığı insanların içinde en iyisiydi. Diğerleri daha da kötüydüler.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Tıpkı dünkü suçlu kadar tehlikeli bir yaratık," diye düşündü Nehludov, önünde olup bitenleri izlerken. "Onlar tehlikeli de bizler tehlikeli değil miyiz?.. Ben çapkının, ahlaksızın, yalancının biriyim ve benim nasıl biri olduğumu bildikleri halde benden nefret etmedikleri gibi, üstelik saygı gösterenlerin hepsi de öyle değil mi?
Kadınla erkek arasındaki aşkta her zaman bu aşkın doruk noktasına ulaştığı bir an vardır ve o anda bilinç, mantık ve şehvet diye bir şey kalmaz.
Nehlüdov, Katyuşa'yı görür görmez ona karşı önceki duygularını hissetmişti. Aynen önceden olduğu gibi, Katyuşa'nın beyaz önlüğünü gördüğünde heyecanlanmamak, onun ayak seslerini, sesini, gülüşünü işittiğinde sevinmemek, özellikle gülümserken ıslak frenküzümü gibi kapkara gözlerine baktığında tatlı duygulara kapılmamak, en önemlisi karşılaştıkları zaman yüzünün kızardığını görünce şaşırmamak elinde değildi. Âşık olduğunu hissediyordu ama bu önceki gibi bir duygu değildi. Önceden bu aşk onun için bir gizdi ve âşık olduğunu kendisine bile itiraf edip etmemekte kararsızdı, o zamanlar insanın ancak kez âşık olabileceğine emindi. Şimdi âşıktı. Âşık olduğunu biliyor ve buna seviniyordu. Aşkın ne olduğunu ve aşktannwsıl sonuçlar çıkabileceğini kendisinden gizlese de, biraz bulanık da olsa biliyordu.
Bu korkunç değişikliğin tek nedeni, kendine inanmayı bırakıp başkalarına inanmaya başlamasıydı. Kendine inanmaktan vazgeçmiş, başkalarına inanmaya başlamıştı, çünkü kendine inanarak yaşamak çok zordu: kendine inandığında sorunlarını kolay sevinçler arayan hayvansal "ben"in yararına değil, neredeyse her zaman bu hayvansal "ben"e karşı koyarak çözümlemesi gerekiyordu; oysa başkalarına inandığında ortada çözümlenecek bir sorun olmuyordu. Her şey çoktan çözümlenmişti, hem ruhsal "ben"e karşı, hayvansal "ben"in yararına çözümlenmişti. Ayrıca kendine inandığı sürece hep insanlar tarafından ayıplanmışken, başkalarına inandığında çevresindeki insanların övgüsünü kazanıyordu.