Ruh müthiş bir realitedir. Alınıp satılabilir, takas edilebilir. Zehirlenebilir, kusursuzlaştırılabilir. Hepimizin ruhu vardır. Bundan adım gibi eminim.
Eğer Basil saklanmayı tercih ediyorsa bu beni ilgilendirmez. Ölmüşse, onu hiç düşünmek istemem. Beni şu hayatta korkutan tek şey ölümdür. Nefret ediyorum ölümden."
Dorian bezgin bir ifadeyle, "Neden?" diye sordu.
Lord Henry, ağzı açık, yaldızlı enfiye kutusunu burun deliklerinin önünde gezdirerek, "Çünkü," dedi, "günümüzde insan ölüm dışında her türlü badireyi atlatabiliyor da ondan. On dokuzuncu yüzyılda çare bulamadığımız iki şey varsa ölüm ve bayağılıktır.
Gerçek hayat kaostan ibaretti fakat hayal dünyasının kendi içinde ürkütücü bir tutarlılığı vardı. İşlenen günahın ardından vicdan azabının gelmesine sebep olan şey de hayalgücüydü. Her suçun ucube yavrular doğurmasının sebebi de hayalgücüydü. Gerçeklerin dünyasında kötülerin cezalandırılıp iyilerin ödüllendirildiği falan yoktu. Başarı güçlüye veriliyor, yenilgi zayıfın eline tutuşturuluyordu. Hepsi buydu.