Hayatın bana öğrettiklerini, dümdüz bir denizin kıyısında bir zeytin ağacının sevgi dolu gölgesinde yan yana kızıma anlatıyormuş gibi yazdım. Siz de okurken bizim yanımızda oturuyormuş gibi yapın.
Son olaylardan sonra kafamı dağıtmak amacıyla kitap okumak istedim. Tercihimi halihazırda okumakta olduğum kitaplardan değil de bir süredir aklımda olan bu kitaptan yana kullandım. Kitap hem ince hem de akıcıydı o yüzden kısa sürede bitirebildim.
Kitaba gelecek olursam, baş karakterimiz Mehmet Bey'e hem kızdım hem de hak verdim. Bir yanım bu yaştan sonra mı aklına hayatı yaşaması gerektiği geldi deyip kızıyor. Kitabın başında dilinden düşüremediği Gülizar'ını ne çabuk rafa kaldırdı, onunlayken aklı başına gelmedi de şimdi genç kadın görünce mi geldi diyor. Diğer yanım da adamı haklı buluyor. Bu yaşına kadar hayatı yaşamamış biri olarak ömrünün son dönemlerinde hayatını yaşamak istemesini anlayabiliyorum ancak içimde yine de bir kızgınlık var. Sanırım yeniden evlenmesini sindiremedim. Ölünceye kadar sadece eşini sevmesini isterdim. Çünkü Gülizar'ıyla olan evliliğini, ilişkisini öyle güzel anlattı ki, böyle seven bir adamın başka bir kadına hisler beslemesini kabullenemedim. Hem eşin öleli daha 1 sene olmuş, kudurdun mu be adam?
VetuskubKübra Başaran Tanrıkulu · Herdem Kitap · 01 okunma
Yıldırımlar düşer, rüzgârlar eser yalnız bir izdir bıraktığı
Oysa bir kar tanesi de iz bırakır, çiğ tanesi de.
Ben yıldırıl değildim, düşemedim de esemedim de
Ama kar tanesi gibi süzülürken dünyaya
Benden bir iz kalsın senin güzel yüreğinde.
Sadakat sevdiğinden başkası ile olmak istememek midir? Yoksa içinde duyduğun arzuyu bastırıp sevdiğin ile kalmak mıdır? Aynı arzuyu duyan iki kişi arasında iradesine sahip olan daha sadık diyebilir miyiz? Yoksa bu o kişiyi daha iradeli mi yapar? İkisinin de içinde benzer ateşler olduğuna göre sadakat denen kılıfın aslında irade olduğunu söyleyebiliriz sanırım.