"Sonunda tek bir tip intiharda karar kılar;
Aslına bakılırsa, Halbwachs’ın gözünde var olan tek intihar tipi, çaptan düşmüş insanınkidir. Yani söz konusu olan, çevresiyle az bütünleşmiş, kötü bütünleşmiş, kendisine genel olarak toplumdan, özel olarak da üyesi bulunduğu daha ufak topluluklardan gelen 'toplumdaki gerçek ya da sanal işlevini toplum artık yerine getiremiyorsun' iletisini içselleştirmiş insanın intiharıdır.."
"Erkeğin kadında aradığı şey sadece üreme isteğinin doyması değildir. Bu doğal eğilim, evet her türlü cinsel gelişmenin tohumu olmuştur, ama gitgide birçok ve çeşitli estetik ve tinsel duyguların eklenmesiyle karmaşık bir nitelik almıştır. Bugün artık kendinin meydana getirmiş olduğu bütüncül ve çoklu sürecin en küçük öğesinden başka bir şey değildir. O düşünsel öğelerle karşılaşınca, kendini bir dereceye kadar somutluktan kurtarmış ve zihinselleşmiştir. Bunu yapan, yani o doğal eğilimi zihinselleştiren, fiziksel istekler olduğu kadar tinsel nedenlerdir de. Aynı zamanda hayvandaki düzenli ve otomatik dönemselliği de kalmamıştır. Herhangi bir ruhsal uyarma, onu her an harekete geçirebilir. Bu, her mevsimde olabilir. Fakat işte bu çeşitli eğilimler doğrudan doğruya organik gereksinimlere bağlı olmadığı için, toplumsal bir düzenleme gereklidir. Organizmada bunları tutan bir şey bulunmadığına göre, onların toplum tarafından baskıya alınması gerekir. İşte evliliğin işlevi budur. Bütün bu tutku yaşamı düzenler. Tek eşli evlilikse bunu başka çeşitlere oranla en iyi yapar. Çünkü erkeği hep aynı kadına bağlanmaya zorlamakla, sevme gereksinimine kesinlikle belirli bir amaç vermiş ve artık ufkunu kapamış olur. Kocanın yararlandığı tinsel denge durumunu oluşturan bu belirlemedir. Kendisine tanınmış olan başka doyumları ararsa görevini yapmamış durumuna düşecektir; bundan ötürü de isteklerini verilmiş izinle sınırlar.."
"Toplum bir bütün olduğu için, duyduğu acı onu oluşturan parçalara iletilecektir. Fakat o zaman da parçalandığı vakit genel yaşamın düzenli koşullarının aynı ölçüde sarsıldığının mutlaka farkına varacaktır. En iyi parçamızın asılıp kaldığı amaç toplum olduğu için ondan koptuğumuzu hissettiğinde etkinliğimizin de amaçsız kaldığının kesinlikle farkına varacaktır. Mademki biz onun yapıtıyız; kendi düşüşünü, çöküşünü duyunca yapıtının da artık bir şeye yaramadığını fark edecektir. İşte hiçbir bireyden kaynaklanmayan, fakat toplumun içinde bulunduğu çözülme, ayrışma durumunu dışa vuran çökkünlük ve düş kırıklığı akımları böyle meydana gelir. O akımların anlattıkları toplumsal bağların çözülmesidir, bir çeşit ortak bıkkınlık, yılgınlık, bireysel üzgünlüğe benzer toplumsal tatsızlık durumudur; süreğenleştiğinde bireyin olumsuz organik durumunu kendine göre anlatır.."
"Yaşamın bir varsayımdı. Yaşlanıp ölenler bir geçmiş yığınıdır. İnsan onları düşününce, oldukları şey gelir gözünün önüne. Seni düşündüğümde olabileceğin şey geliyor. Sen bir olasılık yığını oldun, hep öyle kalacaksın.."