Sabır, nezaket, saygı, kısacası bizim görgü adını verdiğimiz her şey onların adap kurallarının parçasıydı. Ama bizim çok ötemize geçtikleri bir kısım varsa, o da dini hislerin özel olarak hayatın her anında uygulanmasıydı. Ritüelleri yoktu , dini ayinleri yoktu. Ama yaptıkları her şey ile Tanrı arasında apaçık, yerleşik bir bağlantı vardı. Temizlikleri, sağlıkları, harikulade düzenleri , bütün ülkenin o zengin, huzurlu güzelliği, çocukların mutluluğu ve hepsinden öte sürekli ilerleme kaydetmeleri- bütün bunlar onların diniydi.