Yapılan fedakârlıklar, zamanla karşı taraf için normalleşir ve “zaten yapmanız gereken” şeyler olarak görülür. Hatta yapmadığınızda tepki çeker, sürekli bunu yapmanız beklenen bir insan haline gelirsiniz. Çok fazla ve karşılık beklemeden yaptığınız her şeyin değeri azalır. Fedakârlığın özünde, kendinden çok başkalarına değer vermek vardır. Fedakâr insan, sevilmek için, çok fazla şey feda etmesi gerektiğini düşünür. Fedakârlık, başkaları için yaptıklarınız değil, kendiniz için yapamadıklarınızdır aslında. Kendi kumbaranızdan harcadığınız bozukluklardır.
Sevgide kazanan ya da kaybeden de yoktur, asıl olan sevgi denen o çiçeği küstürmeden büyütebilmektir. Gerçek sevgi, saf ve naziktir; karşındakinin ruhunu kusuruyla, zayıflığıyla, hatalarıyla, nazik bir şekilde, incitmeden, yormadan anlayışla sevmektir.