Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Toz pembe pastel boyalarım,
Kendi dünyamı kendim boyuyordum…
Puslu, gri, soluksuz bu havada,
Kendim boğuluyordum…
Güneş’in oğlu,
Ruhuma yoldaş, yanıma eş,
Artık kokmuyor Yasemin çiçekleri,
Mektupların…
Önce kendini mi kaybettin de,
Piraye’n yok oldu?
Beni hayatta tutan sözlerindi,
Birer birer yok oldu.
Düşlerim beynimde kilitli kalmış kafesteyken,
Hadi götür beni.
Götür ki diyarına, inanayım yeniden.
Hayatımdan daha güzel bir hayat olduğuna.
Bahanem olsun yaşamak için,
Götür beni buralardan..
Hastalıkların ve ölümlerin uğramadığı bir kente,
Yalnız Güneş’in olduğu,
Hayallerin aş olduğu,
Ruhuma eş olduğun
Bir kente..
Bir tek şiirlerin iyi gelir bana
Nâzım…
"Yalnızlığa alışmış bir insan kendinin hem en yakın dostu hem de en büyük düşmanı oluyor. Hal böyle olunca ne dosta ne de düşmana gerek duyuyor insan. Hicbir şeye gerek duymuyor."
"İlk zamanlar hep böyledir. Mücadele gibi gelir. Biraz zaman ver kendine, kurtarıcı kimliğini bir yana bırakmayı zamanla öğreneceksin. Acının ne kadar önemli bir öğretmen olduğunu o zaman göreceksin." dedi. "İnsan değer verdiği yerlerden kanar."