Bu kitap bana, çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçeği hatırlattı: Hayat aslında başkalarına dokunduğumuz ölçüde anlam kazanıyor.
Robin Sharma, sade ama sarsıcı bir dille, hayatın sonuna geldiğimizde geride bırakacağımız izleri, kimlere ilham olacağımızı, kimin kalbinde yaşayacağımızı sorgulatıyor. Sayfalar ilerledikçe, hayatın telaşında unuttuğumuz değerleri, insan olmanın özünü ve başkalarına kattığımız anlamı yeniden hatırlatıyor. Kısa bölümler halinde sunulan etkileyici dersleriyle, iç dünyamıza dürüstçe bakmaya davet ediyor. Bazen durup düşünmek gerekir: Yaşadığımız hayat, kalplerde bir iz bırakıyor mu?
Bu kitap, sade cümleleriyle bana şunu hatırlattı: Gerçek zenginlik, başkalarının hayatına kattığımız değerlerde saklı.
Kitabı okurken şu soruları kendime sordum:
Ölmeden önce gerçekten yaşadım mı?
Sevdiklerim için yeterince var oldum mu?
Arkamda nasıl bir iz bırakacağım?
Eğer zaman zaman yaşamın hızına kapılıp özünü kaçırıyorsanız, bu kitap size güçlü bir durup düşünme alanı yaratabilir. Kendinize ve başkalarına karşı daha anlamlı bir hayat sürdürmek isteyen herkese tavsiye ederim.
Sevgi ve saygılarımla
Doğduğunda bütün dünya sevinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki, öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın. Hayatın anlamını unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz.
“ Duyabilsek, anlayabilsek, belki tam olarak içinde bulunduğumuz duruma hitap eden, bize yaşamımızın başlangıcından veya baharından daha yararlı olacak sözler vardır ve bunlar büyük olasılıkla bizim için her şeye farklı bir bakış açısı getirecektir. Kim bilir kaç kişi okuduğu bir kitapla yaşamında yeni bir çağa girmiştir? Ne şanslıyız ki, hepimizin mûcizelerini açıklayacak ve ortaya yeni mucizeler çıkaracak bir kitap vardır.”