Ayşen'i sevdiği muhakkaktı, ama onu nefsine hasretmek isteyen bir aşk değildi bu! Başkasını sevmesine, sevdadan nasibini almasına, hayatın en tatlı nimetinden olasıya zevk cikarmasına razı bambaşka bir muhabbet... Filozofça bir muhabbet!
Dost başa, düşman ayağa bakar, derler. Bence bu, sadece baștaki sapkaya ve ayaklardaki kunduralara bakıyor manasına gelmez. Ayaklarımızın atıș tarzını tetkik eder demesinedir; eğer bunlar bastığı yeri incitmekten çekiniyorsa, kararsız ve endişeli ise düşmanı sevindirmiş olursun. Velev ki o ayaklarda henüz uçları yenmemiş, pırıl pırıl boyalı kunduralar bulunsa bile!
Adım atış iç manzaramızı meydana vurur.
İnsanın ayakları maddi ve manevi vaziyetiyle çok alakadar, dedi. ""Nefsine güvendiğin zaman başka türlü adım atyorsun. Muhtaç kalıp iş veya borç para istemeye giderken zavallılar yere basmaktan ürküyormuşçasına çekingendirler. Böyle mühim bir adamın davetlisiysen adeta onlar da kalantorlaşıyorlar, azamet takınıyorlar. Sevdiğin, hazzettiğin biriyle buluşmaya gittiğin sırada keyfe geldiklerini sen de duyuyorsun; tatlı bir sarhoşluk geçiriyorlar. Hele cebin ve cüzdanın dolgunluğunu, yufkalığını yahut boşluğunu en çabuk anlayan, hareketlerinden derhal belli eden uzvumuz ayaklarımızdır.