Simon şakaklarını ovaladı. Birden baş ağrısı tutmuştu. Bunlar ona fazla gelmişti.
İçindeki her şey karşı koysa da, "Doğru," dedi Simon session "Ama Fahlenberg milyonluk şehir değil ki. Henning bunu birisinden duyduğunu söylemişti bana."
"Sen de inandın?" Simon birden ayağa kalkıp oradan gitmek için bir dürtü hissetti içinde. Uzağa, uzağa, çok uzağa! Ama bu çözüm olmazdı. Gerçeklerden gizlenemezdi, tabi gerçek bu olduğu müddetçe. Karabasan
"Üstündeki tabakayı kaldırınca altında gizlenen gerçek şekli ortaya çıkıyor," dedi. "O zaman anlaması daha kolay oluyor. Hepimizin birçok yönü vardır. Bunlardan biri de dürtüler. Şu Freud denen adam buna 'id' diyor. Bunun illa ki kötü olması gerekmiyor ama bunun üzerinde hâkimiyet kurmak önemli. Tıpkı masaldaki kötü kurt gibi. Aklını ve duygularını dinleyip kurdun tehlikeli olabileceğini bilirsen sana bir şey yapamaz. Ama onu serbest bırakırsan yanarsın. Sonra seni yer. Bazen kısacık bir an yeter. Hatanı anlamazsan durum daha da fena olur."