tanımlama yetkisini haiz seküler seçkinlere göre, bir kişinin ‘dindar’ sayılması için, ortaya koyduğu davranışın gerekçesinin önemi yoktur. sadece görüntüye bakılır, çünkü sadece görüntüleri ölçülebilir ve tartılabilir. görüntünün altındaki asil duygular ve asaletli tavırlar umurlarında değildir. gerekçesiz eylemler ne kadar sivrilirse, O kadar ‘dindar’ davranış kalıbı görmeyi umarlar dindar canlı türlerinde. Gide gide, içeriksiz sloganları, kof söylemleri, ezberlenmiş davranışları, görenekle ve benimsenmiş tavırları ‘din’ sayarak, kendilerine ayırdıkları ‘normallik’ alanını genişletirler.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Medya sadece hitap ettikleri ile yaşar, hitap ettiklerine yaşama imkanı verir, deyim yerindeyse onsuz yapamayanlara hayat verir. kulluk, gönüllü olarak ifa edileceği için burada ‘rıza üretilmemiş bir kulluk’tan söz edilebilir. Riza üretilmemişse kul olunmaz, köle olunur. Öyleyse medyatik kölelik... daha doğru bir perspektiftir.
Uzun lafın kısası şu; artık maket” çağındayız. gerçekler, yeterince küçültülerek ve iyice budanarak, kimseleri yormayacak şekilde, kılçıkları çıkarılmış balık gibi, kolay yutulur “fileto” haline getirilir oldu. dinin anlatımı da payını alacak bu gelişmeden. hem de en hızlı yolla, en garip biçimlerde, en heyecanlı gösterimlerle.
"Derdin kendindendir bilmiyorsun
derman yine sendedir görmüyorsun
koskoca âlem içine yerleştirilmiş
sen kendini hâlâ küçük bir şey mi zannediyorsun?" Hz. Ali