Kafamda o kadar fazla düşünceler uçuşuyor ki onları buraya nasıl aktarabileceğimi bilmiyorum. Ben bu düşüncelerimi aktarabilecek kelime dağarcığından yoksunken Nermin Yıldırım'ın tüm duyguları, olayları olabildiğince basit ama vurucu şekilde, her bir cümlesiyle insanı sorgulatabilecek dağarcığına hayran olmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
Şimdiye kadar en fazla alıntı yaptığım kitap oldu ki kitabın yarısından fazlasını alıntılasam inanın ki çok olmazdı. Konuların, insanların bam telini nasıl bulabiliyorsun Nermin Yıldırım?
Daha önce Unutma Dersleri kitabıyla tanışmıştım yazarla ve çok sevmiştim. O kitabı daha eğlenceli bir kitaptı ve gerçekten güldürmeyi başarmıştı beni. Bu kitapsa gerçekten sarsmayı başardı ki amacı da belli ki bu olmalıydı yazarın. Okurken kahrolduğum çok yer oldu. Savaşlar, insanların dili, dini, ırkı yüzünden çekmek zorunda kaldıkları acılar, işkenceler, korkular... Zaman zaman bu dünyadan da insanlarından da nefret etmeme sebep olmadı değil.
Bir solukta okuyup, her sayfada hayran kalacaksınız kitaba da yazarın zekasına da.
"Oysa yeterince cesur olanlar için, hatırlamak acıları mayalamaktan başka işlere de yarayabilirdi. Ne de olsa yalnızca bakmaktan korkmayanlar görebilirdi. "
"Bütün bu insanlar nasıl yaşıyorlar öleceklerini bile bile? Yaşamak, dalganın önüne kumdan bir kale kurmaya benziyor. Yıkılacağını bile bile yapılan bir kale. Beyhude. "
"Kötülük zehirli sarmaşıklar gibi etrafımıza dolanacak. Peyderpey alışacağız onunla yaşamaya, bir zaman sonra kimse onu yadırgamayacak. Zaten en fenası da bu olacak."