Yolda gördüğünüz taş, sırtınızı yasladığınız ağaç dahi kardeşinizdir sizin. Değil mi var dediğiniz ne varsa Allah yaratmıştır. O vakit güzeldir hepsi. O yarattı diye sevilir. Demem o ki dünya, cihan, insan, hayvan ne varsa alemde sizde hakkı vardır. Ayağınız taşa değse gönlünü alın taşın, bir ağaçtan yaprak düşse ciğeriniz sızlasın. Değil mi ki; "Müslümanız" diyorsunuz o vakit 'boş ver' diyemezsiniz, görmeden gidemezsiniz, bilmeden ölemezsiniz.
Ölüm var, şükür ki ölüm var. Ölümü var edene hamdolsun. Sizden evvelkiler de siz gibi yaşadılar. Yanlarına Ne aldılar, ne götürdüler, bilir misiniz?
Bir imanları vardı, onu götürdüler. İmân nedir bilir misiniz? İman; iman etmeyi sevmektir, iman Allah'ı sevmektir. Uzak ellere imanı götürmektir iman etmek, eli uzananların elinden tutmaktır iman etmek, sessiz kalmışlara ses olmaktır iman etmek; ağlayanın yaşını silmek değil onunla gözyaşı dökmektir iman etmek. İmân, Allah'a halife olmaktır, iman Hz. Peygamber gibi yaşamaktır ve ölmektir; iman etmek, ölmeden evvel ölmektir.
Ölünüz, vakti gelmeden önce, geç kalmadan önce zaman bitmeden önce, elden gitmeden önce, ölmeden önce ölünüz."