Yalnız kalmak istemiyorsan gideceğin yerde eğer; iyilikten, güzellikten, doğruluktan evlâtlar, dostlar, yoldaşlar edin kendine şimdiden... Geçip gitmede ömür...
Ölümden korkup kaçıyorsan eğer, kendi çirkinliğindir seni kaçıran... (...) İyinin de sende büyümüştür fidanı çünkü kötünün de... Kendi elinle kazandığındır güzel de hem çirkin de...
"Uyan ey insan, her şey 'ben'den doğdu hep; benlikten doğdu... Bütün aptallıklar, bütün kötülükler benlikten doğdu... Öyleyse hep benden olsun feryadın, bütün şikayetin hep benden... Çünkü ölüm var. Herkese kendi rengindedir ölüm..."
"Ey insan! Ne diye dönüp durmadasın şu dünya denen mumun çevresinde şimdi; pervane misin? Öyleyse yak kanatlarını muma, yak ve arın. Çünkü bir nursun sen, nurdansın... Hani Tanrı'nın nurundan... Ateşten değil... Hani şeytanın ateşinden..."
"Her zerresinde bir sağlık duy bedeninin, insan oğlu; her hücresinden bir inilti işit!.. Bir şehirsin çünkü sen, büyük ve derin... Yok yok!.. Bir değil, belki binlerce şehirsin hem! Ölümsüz ve doğumsuz, uçsuz ve bucaksız deryasın... Sayısız balıklar bulunur her deryada... Neden reddetmedesin sendeki erdemleri? Ve ne diye inkârcı başını kaşıyarak geçmede günler?!..."