Hayatımızın ikinci bölümünde açığa vurduğumuz mizacımız, çoğunlukla öyle olsa bile her zaman başlangıçtaki mizacımızın gelişmiş veya solmuş, güçlenmiş ve yumuşamış şekli değildir, bazen de tamamen zıt bir mizaç adeta ters yüz edilmiş bir giysidir.
Aşırı kibir, sarhoşluk gibi yüreği taşlaştırıyor, zihni melekeleri esir alıyor ve hisleri çarpıtıyor; gırtlağına kadar dolmuş da olsa gözü hala yiyemediği parçada olan ve açlıktan ölen kardeşinden bir lokmayı esirgeyen tek yaratıklar köpekler değil.