Yüzüm yok benim.
Kaybettim.
Eksik bir aşkın emanet dolabında mı kaldı, yoksa bir halk otobüsünde mi çaldırdım bilmiyorum.
Eskiden de bakarlardı yüzüme şimdiki gibi
Ama arada bir fark var: Eskiden imrenerek bakarlardı şimdi ise iğrenerek bakıyorlar.
Yüzüm yok benim.
Karşına çıkmaya yüzüm yok.
Seni unutmaya giden yolun ayrımında bıraktım belki yüzümü ve artık silgim kalemimden önce bitiyor.
Demek ki daha fazla yanlış yapıyorum.
Yüzüm yok ve her bir uzvum yüzümün peşine düştü.
Bir parke taşının altına mı sıkıştı yüzüm, yoksa bir nazarlık iğnesine mi takılıp kaldı?
Belki de bir güvercin kanadına asılarak gitti yüzüm.
Bir sabah uyandığımda yerinde yoktu.
Yüzümün yerinde kalan, bir çift görmeyen göz, ayrılık koklayan bi burun, ziftin pekiyle beslenen bir ağız ve buse nedir bilmeyen bir çift yanak...
Yüzüm yok benim aşk şiirleri yazmaya, okumaya
Nasıl cüret edebilirim yeni bir yüz taşımaya, ahizeyi kaldırıp seni aramaya?
Geçtiğin sokaklara otuz yedi numara bir ayak izi bırakmaya bile yüzüm yok.
Çaldılar mı yüzümü?
Kim ne yapacaksa biri aldı işte.
Kimdeyse, nerdeyse kalsın orda.
Yüzümü almaya bile yüzüm yok.