Daha henüz var, diye düşünüyor soluğu tıkanarak… ağaçların tepesinde henüz biraz ışık var… güneş ışınlarının gülünç küçük bir pırıltısı, ben buna dikkat eden biricik insanım şimdi yeryüzünde.
Delice bir şey bu acı; kuvvetli bir zehir gibi adamın gırtlağına oturup yavaş yavaş derinlere, yemek borusundan aşağı mideye doğru kayıyor, bütün vücuda yayılıyor. Daha yarım saat önce mutluydum…
Yaşamak güzel şey, diye düşünüyor, güzel şeydi doğrusu. Ölümden 12 saat önce yaşamanın güzel bir şey olduğunu anlıyorum, artık çok geç. Şükretmedim hiç, insani sevinç diye bir şey olacağını inkar ettim hep. Oysa yaşamak güzel şeydi. Utanıp kızarıyor, korkudan kızarıyor, pişmanlıktan kızarıyor. İnsani sevinç diye bir şey olduğunu gerçekten de inkar ettim ben, yaşamak güzeldi oysa. Benim mutsuz bir yaşamım vardı, elden kaçırılmış bir hayat dedikleri türden, her saniye acı çektim bu korkunç üniforma içinde…