Yaşar Kemal'i hep uzaktan sevmişimdir. sebebi ise ne kadar okursam okuyayım sanki donanımsız gibi hissettim. Başlarsam ince memed'le başlarım diyordum öyle de oldu.
canım arkadaşım Ali ''sen bir ince memedsin'' demesi içime işlemişti bende okumaya koyuldum.
İnce Memed, Çukurova köylüsünün ağalığa karşı mücadelesini anlatmakta ve Yaşar Kemalin baş yapıtı olarak da bilinmektedir. yazarın kalemine, olay dizgesine, diline hayran kalıyor insan. bir çok karakter var artısı ve eksisi olan. ve hepsinde kendinizde olan özelliklerinden bulmanız mümkün. Toprağına, taşına, gönül verdiği yurduna, bozkırına, kışına, yazına, ayazına, çamına, çobanına öyle bir hayat vermiş ki yazar, her biri bizim hayatımızın içinden seçilmişte kitabın içine yerleştirilmiş gibi. Bir adanalı olarak bölgemi böyle betimleyen, benimseten, toprağı adım adım gezdiren bir eser görmedim.
Yaşar Kemal okurken kitapla bütün olmak için kesinlikle hayatını, düşüncelerini, çizgisini bilmek gerekiyor. bu şekilde ne mesaj verdiğini daha iyi kavrarsınız.
//SPOİLER MEVCUTTUR
zaman zaman hüzün sardı yüreğimi, korku, heyecan, sevinç.. hatta bir ara ''ohhhh iyi oldu geberisice'' dediğim oldu o Abdi ağa denen soysuza. Ali safa'ya ara ara '' gücün yetmiyor mu ? elin uzanamıyor mu dahasına ? '' diyip güldüğüm bile oldu.
Topal Ali zayıf yönüyle dikkat çekiyor ama sağlam dostmuş. cabbar yürekli bir yoldaş, Döndü anayı saymayacağım yüreğimi yaktı çünkü. Asım Çavuş'a baya şaşırdım ama o kadar koştur yorul tam teslim olmuşken sen yavrusu için teslim alma.. bu satırlarda gözlerim dolmuştu. Hatçe'yi sevmedim bi türlü sevgisine olan sadıklığı dışında tabi.
ama babası kızının kaçışına verdiği tepki ile gönlüme taht kurdu kitapta önemli bir yeri yok evet ama cahil bir köyde ''namusumu temizleyeceğim'' deyip silahı çekmek yerine