“Bedran’ın bir süredir kendisini aldattığından kuşku duyduğu karısını öldürmek için yine çakıldığı yatağında elinde tabanca beklemesiyle ama sadece beklemeyle-hazin bir sonuca bağlanır. “
//
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...
Yazma serüvenini “hayatı kelime kelime genişletmek” olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların atmosferine çekiyor okuru. Yazar’ın farklı romanlarındakindeki kurgulama biçimi, bu romanda da benzer şekilde görülüyor. Anlatılan olayların; tarihsel sırayla değil de, Yazar’ın kendine has dairesel anlatım tarzıyla alışılmışın dışında aktarılması okumayı keyifli hale getiriyor. Olayların başlangıç noktasına tekrarlanan geri dönüşler, düşle gerçek arasındaki ince çizgiye kadar gidip gelmeler ve iç dünyadaki karmaşanın ruha ve dolayısıyla da bedene etkisine tanık olmak zihne iyi geliyor. Kitapta çaresizliği, ezilmişliği, fakirliği, içinden çıkılmaz kadın erkek ilişkilerini, yalnızlığı, insanının değişimini görüyorsunuz. Kitaba puslu ve depresif bir hava hakim. Cümleler akıl alıp gidiyor ama o cümlelerin izleri kalıyor. Hele kendi hayatınızdan bir şeyler bulabilirseniz tadından yenmez hale geliyor.
//romanın genel yapısında kendini gösteren bir eksikliğe değinmeden geçmek mümkün değil. Hasan Ali Toptaş, anlatımdaki zenginlik ve dildeki kusursuz çabaya rağmen, romanın kurgusunda heyecanı es geçmiş.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖