//Okurken ilk defa yoruldum kitaptan. Bin Hüzünlü Haz, 9 ana bölümden oluşuyor. Vurucu ve seri cümlelerle okuyucuyu meraklı ve telaşlı bir koşuya başlatan bir roman. seçtiği dil ve üslup sayesinde adeta uzun bir şiir okuyormuş gibi akıcı ilerliyorsunuz, okurun gözleri ile beyni, oradan da ruhu arasındaki güzergahtan hızlıca akıp giden sonsuza süren bir şiir gibi adeta.
//''Giriş-gelişme-sonuç'' durumuna alışmış okurları okumadan önce uyarmalıyım çünkü asla bir sonuç bulamayacaksınız. tam tersi dolamaçlı, ne yöne,nereden gideceğinizi kestiremeyeceğiniz bir yolda ilerliyorsunuz. Burada Toptaş, eser ile okur arasında bir bütünlük sağlamak için olayları sezgisel bir yolla okumamızı ve bir sonuç çıkarmamızı amaçlıyor. Helezonik kurgusu olan bir metindir. Belki her sayfanın sonu bir sonuçtur, belki son satırlar bir giriştir.
// “Hayat nedir diye sorarsan, bilmiyorum evlat; sormazsan biliyorum…''
Yazar, kendi yarattığı kahramana söylettiği bu cümle ile daha romanın başından, mutlak bir anlam aramaması, anlamın değişebilir ve en önemlisi de kavranmak yerine hissedilebilir olması konusunda okuyucuya aslında bir tür manifesto veriyor.
// ALAADDİN KİMDİR ?
-Alaaddin, baştan beri bahsini ettiğimiz, ne tam dibine ne de tam zirvesine varamayacağımız o “mutlak-anlam”ın ta kendisidir, demek yanlış olmaz.