Sen, sevmenin karşılıksız olduğuna inanmışsındır. Bunca insanın sevdiği şarkı yalan olamaz, sevenler sevilemez, sevmek tek taraflı bir duygudur, sevmenin tabiatı budur diyerek kendini avutmuşsundur. Oysa sevenlerin de sevilebildiğini biliyorsundur aslında.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birini tutkuyla sevmek için herhangi bir şeyin, mesela kalbi yerinden oynatan bir gülümsemenin yettiğini altı yaşımdan beri biliyordum. Lanettir bu, tutulmak, bir gülümseyişe tutulursun ve hayatın kayar...
Benim gelecekten konuşmam çok saçmaydı, kafamda kendim için gelecek diye bir şey oluşmuyordu, gelecek denen şey birtakım birleşmeyen, kopuk ve belirsiz parçalardan ibaretti, zihnimde nasıl birleştirirsem birleştireyim bir bütüne ulaşmıyordu, bir anlam ifade etmiyordu, benim için gelecek gelişine yaşamaktı.
Affettiğimi sandığım, affedip acı hatıralı hüzünlü nesnelere dönüştürdüğüm şeyler bulurdum geçip gitmiş günlerde, bugüne katlanmak daha kolaydı. Ama zaman o eskiden’in üstüne sürekli bir şeyler yığdı, eskiden benden uzaklaştıkça belleğimde güzel şeylerin kalması gerekirken pür acı olanlar kaldı, giderek daha da acı. Çirkindi de üstelik, aşağılayıcıydı üstelik. Eskiden acıklı bile olsa illa bir güzellik bulduğum şeylerin beni acılaştırmış olduğunu çok geç anlamış olmam da ayrıca acıklı geliyor bana şimdi.
Ağlıyorsa ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Aşık olmadığım kadınlar ağladığında nasıl davranacağımı biliyordum. Ama aşık, hatta aşıktan da öte olduğum, aşıktan öte olduğumu söylemediğim, bunu söylemeyi acınası bulduğum, bunu neden acınası bulduğumu düşünmek istemediğim bir kadın ağlıyorsa ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.