Sizlere merhaba demiyorum ya da iyi akşamlar dilemiyorum. Çünkü bunu diyerek Melekler ve Şeytanlar'a 5 saniye de olsa geç kalmak istemiyorum. Eyvah, stresten bunu belirtip daha da vakit kaybettim galiba. Neyse...
Kitabı bitirdikten sonra kendimi 8 farklı yerden bıçaklamak istedim. Çünkü bu serinin ilk kitabını okumak yerine kuzenimle filmini izlemiştim. Film güzel olsa da asla okumanın yerini tutmuyor, hele okunacak olan Dan Brown ise..
Lise son sınıfta tanıştım bu değişik ama bir o kadar da merak uyandırıcı adamla. Dijital Kale'sini okudum. Olağanüstü bir kitaptı. Direkt diğer kitaplarını okumak için seferberlik ilan ettim kendimce. Yalnız diğer kitaplarının bir seri olduğunu öğrenince YKS sınavını atlattıktan sonra okumaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım. Çünkü bu garip adamı okumak zevkli olduğu kadar yorucu da. Beyniniz bir motor gibi çalışıyor. Yalnızca bir roman okumuş olmuyorsunuz.
Velev ki uzun süredir kitap okumuyorsunuz ya da kitap okuma alışkanlığınız olsun istiyorsunuz. O halde ne yapın biliyor musunuz? Bu değişik adamı okuyun. Sağlam kalemi ve o akıcı anlatımıyla kitaplara sarılıp uyumak istiyorsunuz. Lakin ilk kez Dan Brown okuyacaksınız bu kitapla başlamayın. Rotanız şu şekilde olsun:
1-) Melekler ve Şeytanlar
2-) Da Vinci Şifresi
3-) Kayıp Sembol
4-) Cehennem
5-) Başlangıç
Kitaba gelecek olursak; Robert Langdon serisinin ikinci kitabı olan bu kitap, seri içinde en çok okunan kitabıdır. Bu kitap sayesinde serinin ilk kitabı olan Melekler ve Şeytanlar kitabı daha çok adını duyurmuştur. Dan Brown, eserinde anlattığı bu konular nedeni ile afaroz edilmiş, Vatikan’ın kara listesine de girmiştir. Dan Brown’un bu romanındaki iddialarının kimilerinin aksiispat edilmiş, kimi iddialarının ise gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkarılmıştır. Buna rağmen