Şimdiye kadar birçok kitap okudum ama beni en derinden etkileyen, beni en hüzünlendirip acıyı iliklerime kadar hissettiren kitap oldu bu...
Küçük Zezé acıyı öğrenirken bize de yaşattı âdeta. bu kitabın satırlarında kendimi kaybettim; yer yer Zezé'nin yaşadıklarında kendimi buldum, yer yer yaşadıklarında hayatı tanıdım..."acı insanın birlikte ölmesi gereken şeydi" diyor küçük Zezé ve bunu derken içindeki küçük çocuğu öldürüyor.
Çok zeki ve merkalı olan Zezé'nin hayal gücüne hayran kalmamanız imkansız :)
Çok duyarlı ve zeki olması ise onu yaşından çok çok daha büyük bir adam! yaptı... Bazen hayat insanı küçük yaşta büyümeye zorluyor ve bazı küçük insanların kalbi tüm dünyayı, acıları ve sevgileri içine alabilecek kadar büyük olabiliyor.
Zezé, şeker portakalı fidanı, Portuga, Zezé'nin ablası, annesi, Kral Luis, Totoca ve belki de Zezé'nin babası hepsi çok özeller... Hayat onları acıyla harmanlayıp sınarken Zezé'nin başından geçenleri ele alıyor kitabımız. Portuga... Zezé'nin en çok çok dostu :) ve ona gerçek acıyı öğreten kişi, iyi ki varsın! Keşke gökyüzüne çıkmasaydın ve küçük Zezé'mize bu cümleyi kurdurtmasaydın: "Gökyüzünün benim için ne anlama geldiğini anlayamazdı."
Hani bazı kitaplar vardır okuduktan sonra Karadelik gibi derin ve anlamsızlıktan ibaret boşluğa düşersiniz ya, ya da o kadar seversiniz ki kitabı son sayfalara yaklaştıkça çoktan hüzün kaplar içinizi... Hani bazı kitaplar vardır bittikten sonra göğsünüzde yer açmak isteyip sonsuza kadar saklayasınız gelir... İşte Şeker Potakalı öyle bir kitap.
Eğer ki Zezé gerçek bir çocuk olsaydı -ki benim zihnimde o gerçkten de daha gerçek- ona sımsıkı sarılırdım ve sen "yaşamaya mahkümdüm" deme daha küçücük bedeninle derdim... Ve kimsenin onu dövmesine izin vermezdim...
Ah, acılar paylaştıkça azalır derler. O
-
"Annem bana karşı çok iyidir, biliyor musunuz? Beni dövmek istediğinde, bahçeden küçük dallar koparır ve yalnızca bacaklarıma vurur."
Ah be Zeze... :(