Değerler Kültürü'nde yetişen birey için yaşamın temel cümlesi şudur: "Güvende olmak istiyorsan, gerçekleri temel alan değerleri yaşa ve yaşat; BİZ olarak gelişmeye devam ettiğin sürece güçlü ve güvende olursun!"
Insanlar içinde yetiştikleri güven kültürüne göre yaşama anlam verirler. Korku Kültürü'nde bir kültür robotu olarak yetişmiş kişi, ona empoze edilmiş anlam verme sisteminin hangi değerleri temel aldığının farkında değildir. Olaylar karşısında düşünmeden verdiği ezberlenmiş tepkileriyle yaşar. Gelişmiş olgun insan içinde yaşattığı anlam verme sisteminin temelindeki değerlerin farkındadır ve bilinçli seçimleriyle yaşar. Hangi güven kültürü içinde yetiştiğini bilmek, bireyin kendini anlamak için atacağı ilk önemli adımdır.
Korku Kültürü ortamında büyüyen birisi büyük olasılıkla içinde utanca boğulmuş, güvensiz, korkak, kaygılı ve hüzünlü bir iç çocuk taşıyacaktır. Değerler Kültürü ortamında büyüyen birisinin iç çocuğu özgüvenli, umutu, özgür, coşkulu olacak ve yaşamla dans etmeye hazır olacaktır.
Utanca boğulmuş bir iç çocuk evlilikte BİZ'i oluşturmaya engel olur; ilişkiyi korku, kaygı, keder ve öfkeyle doldurur. İç çocuk kendini 'önemsiz', 'tuhaf', 'değersiz', 'güvenilmez', 'sevilmeye layık olmayan' ve 'kimsenin ilişki kurmak istemediği biri olarak görür. Kendini yalnız ve öksüz hisseder; hayatla ilgili her konuda kıskanç ve kaygılıdır!
Sağlıklı iç çocuğu olan insan evlilikte BİZ'i oluşturabilir; ilişkiyi sevgi, umut, istek ve şükür duygusuyla doldurur. İç çocuk kendini 'önemli', 'doğal', 'değerli', 'güvenilir', 'sevilmeye layık' ve 'herkesin ilişki kurmak istediği biri olarak görür. Kendini dostlarla çevrilmiş hisseder; hayatla ilgili her konuda umutludur! Kendi özüyle barışık insan iyi eş olur. Kendisiyle barışık kişi kendini BİZ'in içinde tanımlar.