Mesele0

Mesele0
@Mesela0
bir gün son kez dışarı çıktığını, son kez güldüğünü, son kez sarıldığını bilmiyorsun. hayat garip. en değerli anların çoğu yaşanırken sıradan geliyor. sonra yıllar geçiyor. ve sen bir fotoğrafa bakıp, geri dönmek istediğin yerin bir şehir değil, bir zaman olduğunu fark ediyorsun.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
insan bazen kaybettiği şeylere üzülmüyor aslında; onlarla birlikte içinde eksilen parçalarına üzülüyor. çünkü bazı insanlar geçip gitmez, insanda kalır. bazı zamanlar bitmez, sadece sessizleşir. hayat da belki bu yüzden ağırdır; herkes yürür ama herkes aynı yükü taşımaz. ve bir gün anlıyorsun: güçlü olmak, hiçbir şey hissetmemek değil… hissettiklerinle yine de devam edebilmektir.
herkes bir şey olmaya çalışırken, insan çoğu zaman sadece “kendisi kalmayı” unutuyor. oysa en derin dönüşüm, başka birine dönüşmek değil; olduğun halinle barışabilmektir. bazı soruların cevabı dışarıda aranmaz, çünkü soru zaten insanın içinde yankılanır. ve insan bunu fark ettiğinde, sessizlik bile konuşmaya başlar. belki de bilgelik dediğimiz şey, daha çok bilmek değil; daha az kaçmaktır.
“bazı cümleler insanın içine yıllarca çıkmamak için yerleşiyor. sonra bir gün, kalabalığın ortasında bile kendini yalnız hissederken o satır gelip omzuna dokunuyor. kitaplar belki de bu yüzden sadece okunmuyor; insana kendini hatırlatıyor…”
bazen vazgeçmek, artık hissetmemekten değil; çok yorulmaktan olur…