Odamda beni kitaplarim bekler. Bu yegâne tesellidir. Her eşyasını ayrı ayrı ve gayet iyi tanıdığım bu odada yalniz onlar her zaman için yeni bir koku taşırlar. Her zaman söyleyecek bi çok lafları vardır. Mesela, masanin kenarindaki ucu kırık mermer tütün tablasını belki yüz defa üstten, alttan, sağdan, solda tetkik etmiş, elime alarak saatlerce kırık yerdeki ince damarları ve pürüzleri seyretmişimdir. O, bana artik kendi sesim kadar bildiktir. Halbuki en çok okuduğum bir kitabın en çok okuduğum bir satırı bile bana bazen başka şeyler söyleyebilir. Yanız onlarin böyle en mahrem taraflarini bile görebilmek için uzu bir beraberlik lazimdir.