Demlendirici Krem

Puan vermedi·592 syf.··
2024 7. kitabı
Kara Athena (Black Athena) serisi (sadece ilk cildi yayınlandı türkçe çeviri olarak), Martin Bernal tarafından yazılan ve Batı medeniyetinin kökenlerine dair yaygın inançların kovanına çomak sokan bir eserdir. Serinin ilk kitabı, Kara Athena: Eski Yunan Uygarlığının Afro-Asyatik Kökenleri başlığıyla 1987’de yayınlanmıştır. Bernal, bu kitapta Batı uygarlığının Yunanistan merkezli ve saf bir Avrupalı kaynak olarak görülmesine itiraz eder ve Yunan medeniyetinin Asya ve Afrika (özellikle Mısır ve Fenike) kültürlerinden derin etkiler aldığını savunur. Garip olan da şudur ki bilimsellikten bahseden koca koca adamların inatla, görmezden gelerek, zevahiri kurtarmak maksadı ile attıkları taklaları ve nasıl da birbirlerini görmezden geldiklerini aktarmaktadır. Özet: Bernal’ın ana argümanı, Eski Yunan kültürünün, klasik Yunan öncesi dönemde Mısır ve Doğu Akdeniz medeniyetleri tarafından yoğun bir şekilde etkilendiği üzerinedir. Bu görüşe göre, Yunan kültürünün temel unsurları olan felsefe, bilim, sanat ve din gibi alanlar, büyük ölçüde Afro-Asyatik (Afrika ve Asya) kültürlerinin etkisiyle şekillenmiştir. Bu tez, Bernal'ın “Eskiçağ Modeli” ve “Ari Modeli” olarak adlandırdığı iki farklı tarihi yorum arasında karşılaştırmalı bir analizle sunulur: Eskiçağ Modeli: Bu model, 18. yüzyıla kadar Batı dünyasında yaygın olarak kabul gören, Yunan kültürünün doğrudan Mısır ve Doğu Akdeniz’den etkilendiğini savunan görüştür. Batı medeniyetinin Yunan kökenli olduğu kabul edilse de bu kökenin doğrudan doğudan etkilenmiş olduğu düşünülmüştür. Ari Modeli: 19. yüzyılda filoloji ve arkeolojinin yükselişi ile, Batı dünyası Eskiçağ Modeli’ni reddetmiş ve Yunan kültürünün neredeyse tamamen yerel, saf bir Avrupa kültürü olduğunu savunmuştur. Bu dönemde, Batı düşüncesinde Avrupa merkezci bir bakış
Kara AtenaMartin Bernal · Ketebe Yayınları · 202437 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·416 syf.··
2017 115. kitabı
Edward Said'in "Oryantalizm" adlı eserinin özetini ana bölümler halinde aşağıda bulabilirsiniz: Giriş Bu bölümde Said, kitabının ana temasını ve amacını tanıtır. Oryantalizmi, Batı'nın Doğu'yu tanımlama, anlama ve kontrol etme biçimi olarak ele alır. Ayrıca, kendi deneyimlerinden ve bu çalışmayı yazarken karşılaştığı zorluklardan bahseder. 1. Oryantalist Yapılar ve Yeniden Yapılar Said, bu bölümde oryantalizmin tarihsel gelişimini inceler. Oryantalizmin başlangıcından itibaren nasıl yapılandığını ve Batı'nın Doğu'yu anlamlandırma sürecindeki rolünü tartışır. Antik çağlardan başlayarak 19. yüzyıla kadar olan dönemde oryantalizmin nasıl geliştiğini ve bu dönemde üretilen eserleri analiz eder. 2. Oryantalizm: Batı'nın Doğu'yu Yeniden Keşfetmesi Bu bölüm, 19. yüzyılda oryantalizmin nasıl kurumsallaştığını ve akademik bir disiplin haline geldiğini ele alır. Said, bu dönemde Doğu'ya yönelik araştırmaların ve çalışmaların nasıl sistematik hale geldiğini ve Batı'nın Doğu'yu nasıl tanımladığını inceler. Ayrıca, Batılı yazarlar ve bilim insanlarının Doğu'ya dair eserlerini ve bu eserlerin etkilerini tartışır. 3. Oryantalizmin Bugünü Said, bu bölümde modern zamanlarda oryantalizmin nasıl devam ettiğini ve dönüştüğünü ele alır. 20. yüzyıl ve sonrasındaki dönemde medya, popüler kültür ve politika aracılığıyla oryantalizmin nasıl sürdüğünü ve yeniden üretildiğini tartışır. Bu bölümde, günümüz dünyasında oryantalizmin izlerini ve etkilerini ortaya koyar. Sonuç Kitabın sonuç bölümünde Said, oryantalizmin günümüzdeki etkilerini ve sonuçlarını özetler. Batı'nın Doğu'ya bakış açısının değişmesi gerektiğini savunur ve daha adil, karşılıklı bir anlayışın önemini vurgular. Oryantalizmin sadece entelektüel bir egzersiz olmadığını, aynı zamanda politik ve kültürel bir tahakküm aracı
ŞarkiyatçılıkEdward Said · Metis Yayınları · 2016621 okunma
8/10
·280 syf.··
2017 8. kitabı
Giriş Fanon, kitabın girişinde sömürgeciliğin ve ırkçılığın psikolojik etkilerine odaklanacağını belirtir. Sömürgeciliğin sadece ekonomik ve siyasi değil, aynı zamanda psikolojik boyutlarının da olduğunu vurgular. Kendi deneyimlerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak, siyah bireylerin beyaz toplumda yaşadığı kimlik sorunlarını tartışmayı amaçlar. Bölüm 1: Siyah ve Dil Bu bölümde, Fanon dilin sömürgeleştirilmiş bireylerin kimlik oluşumunda nasıl bir rol oynadığını inceler. Siyah bireylerin beyaz topluma entegre olabilmek için dillerini ve konuşma biçimlerini değiştirmek zorunda kaldıklarını ve bunun sonucunda kendilerini inkâr ettiklerini savunur. Dil, beyaz kültürle özdeşleşme ve siyah kültürden uzaklaşma aracı olarak kullanılır. Bölüm 2: Kadınların Beyaz Erkeklerle Evliliği Fanon, siyah kadınların beyaz erkeklerle evlenme arzularını ele alır. Bu arzunun altında yatan nedenleri ve bunun siyah kadınların psikolojisi üzerindeki etkilerini analiz eder. Beyaz erkeklerle evlenmenin, siyah kadınlar için bir tür sosyal yükselme ve kabul edilme yolu olarak görüldüğünü tartışır. Bölüm 3: Erkeklerin Beyaz Kadınlarla Evliliği Bu bölümde Fanon, siyah erkeklerin beyaz kadınlarla evlenme arzusunu inceler. Siyah erkeklerin beyaz kadınlarla evlenerek beyaz toplumda kabul görmeye çalıştıklarını ve bunun kendi kimlikleri üzerindeki etkilerini tartışır. Bu ilişkilere güç ve üstünlük dinamikleri açısından bakar. Bölüm 4: Sömürgeleştirilmiş Çocukluk Fanon, sömürgeleştirilmiş bölgelerdeki çocukların psikolojik gelişimini ve bu süreçte karşılaştıkları kimlik sorunlarını ele alır. Sömürgeleştirilmiş çocukların, sömürgeci eğitim sistemi ve toplumsal yapılar tarafından nasıl etkilendiğini ve bu etkilerin yetişkinliklerinde nasıl devam ettiğini açıklar. Bölüm 5: Siyah Deri, Beyaz Maskeler Bu
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016686 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2022 2. kitabı
Spivak “Madun konuşabilir mi?” makalesinde madun çalışmalarının kadına yaklaşımını sorunlu bulmaktadır. Kitabın girişinde "Hoşgeldiniz" diyerek anlattığı olay ile madunun derdini anlatmadaki çaresizliğine işaret ederken konuşamamasına (talk) değil, söyleyememesine (speak) işaret ettiğini ifade etmektedir. Üstelik bu çaresizliğin, sati geleneğinde olduğu gibi, ölerek sesini duyurma çabasında da değişmediğini ifade etmektedir. Kadının bu ölüm sessizliğine örnek olarak Bhubaneswari Bhaduri’nin intiharını örnek gösterir (Büyükannesinin kızkardeşi). 1926 yılında bağımsızlık yanlısı politik bir örgütte yer alan Bhaduri kendini asarak intihar eder. Uzunca bir süre bu intiharın bir aşk intiharı ve Bahduri’nin hamile olduğu için intihar ettiği düşünüldü. Fakat Bahduri’nin intiharının gerçek iç yüzü, o dönemde hamile olmadığı, düzenli adet görmeye devam ettiği, bu intiharı kendisine verilen suikast eylemini gerçekleştiremediği için işlediği, ancak bir on yıl sonra ortaya çıktı. Aslında Bhubaneswari bu intiharın bir aşk ya da gayr-i meşru bir hamilelikten olmadığını ıspatlamak için adet dönemini beklemiştir. Ama buna rağmen sesini duyuramamıştır (evet kitap bu şiddetli olayın anlatımı ile başlıyor). Spivak bu örnek üzerinden kadın madunun sadece söyleme yeteneğinden yoksun olmadığını, bu yoksunluğa rağmen söylediğinde dahi duyulmadığını ya da okunmadığını belirtir. ümitsiz tablo aslında “söz”ün neredeyse tamamıyla iktidarın tahakkümünde olmasından kaynaklandığını anlatmaktadır kitap.
Madun Konuşabilir mi?Gayatri Chakravorty Spivak · Dipnot Yayıncılık · 201670 okunma
7/10
·340 syf.··
2020 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2020 16:50
Kitabın yarısını okumuş bulunmaktayım. Bu ilk yarı kısımda konu işleyişi bakımından Edward Said' in kitabının yeniden tasnif edilip, yeni açıklayıcı başlıklar eklenerek ve yeni dokumanlarlada bazı bölümleri genişletilerek yurdumuz insanına sunulduğunu görmekteyiz. Said'in o sıkıcı ve kasvetli Oryantalizm kitabına nisbet yaparcasına daha bir rahat okunup anlaması çok daha kolay olmakta. Tabi bunları söylerken en nihayetinde oryantaliz konusuna olan aşinalığımdan yola çıkarak söylemiş bulunmaktayım. Kitap Oryantalizmin oluşumunu gelişimini ve bu gelişme ile birlikte oluşan sömürgeci gücü ele almakta ve buna bağlı olarak Avrupamerkezci bakış açısıyla tarih yazımının ya da sömürge yönetiminin nasıl yapıldığını aktarmakta. Bu kitabı okumadan önce Yücel Bulut'un oryantalizmin kısa tarihi adlı kitabı okursanız bu kitaptan alacağınız verim artacaktır. Bu kitabı okuduktan sonra da Edward W. Said'in Oryantalizm kitabını okursanız kitabı anlamanız, kavramlara olan aşinalığınızdan dolayı daha verimli olacaktır. Yine bu kitaptan sonra "Hayali Doğu" kitabını okumanızı tavsiye edebilirim.
Batı’nın Doğu’suYüksel Kanar · Mahya Yayınları · 20165 okunma