Karşısında ulu dağlar vardı: bir yanı pırıl pırıl, aydınlık, bir yana gölgeli. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise, insanın kaderi de öyle, mutluluk ve acıyı beraber geçiyordu: bir yandan kıvanç, bir yanda kaygı. Hayat dediğin böyleydi işte.
Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tanabay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan, aynı anda hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak istiyorsun. Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun.